salih's profileALTI EVLİYA ÜSTÜ EŞKİYA ...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    November 01

    hayaller le yaşadık gerçekierie büyüdük

    Sevgilim geç kaldın aşka.
    benide hayata geç bıraktın.
    yaşayan bir ölüyüm şimdi
    sensiz, sessiz bu baharda!!!
    cennetlik duygularla cehennem oldum kaldım
    yandım yandım...
    SevgiLim inanmadın A$Ka
    gerçekle yüzleşince korktun kaçtın
    yaşayan bir ölüyüm şimdi
    beni anınca için sızlamazmı!!!
    hangi yasak iki kalbe bedeldir söyle
    sitem etsem dünyaya avunmaz kalbim
    hangi yasak bedeldir ikimizeee
    en tatlı rüyadan uyandım...
    YandıM...YandıM...YandıM..
    July 25

    Konuşulan konu ANKET

     

    Alıntı

    ANKET
          
    YARDIMLARINDAN DOLAYI AYNUR ZEBUNA TEŞEKKURLER

    July 24

    Konuşulan konu misafir

     

    Alıntı

    misafir


    BU KADAR SÜREDİR MİSAFİRİMDİNİZ!



    February 10

    masallar la büyüdük

     

     

    Karınca yaz boyunca çalışırken ağustos böceği saz çalmış. (Bilirsiniz hikayeyi)

    Tabi kış gelmiş, karınca sıcacık evinde afiyet içinde yaşıyorken bir gün kapısı çalmış. Bakmış ağustos böceği.
    "Tamam" demiş

    - "Yaz boyunca saz çaldın şimdi aç kaldın ve benden yemek istemeye geldin, değil mi?

    Saz çalacağına biraz çalışmış olsaydın böyle aç kalmazdın".
    Ağustos böceği de:

     "Yoo. Yanlış anladın"demiş.

    -"Biz yaz boyunca saz çalınca, bir sürü param oldu. Hatta meşhur da oldum, şimdi Avrupa turnesine çıkıyorum. Belki oralardan istediğin birşeyler vardır, diye sormaya geldim"
    Hakikaten de karınca bir bakmış ağustos böceğinin hiç öyle aç bir hali yok.

    Üzerinde bir kürk var, arkada da kocaman bir limuzin, onunde şöförü ile onu bekliyor.
    "Yok, bir şey istemiyorum" demiş.

    -"Ama Fransa'ya uğrayacaksın değil mi?" diye sormus.

    Ağustos böceği de:

    - "Evet" demiş.
    "İyi o zaman" demiş karınca.

    -"Paris'e gidince orada La Fontaine diye bir adam var, onun yüzüne benim için tükür, oldu mu?"

    December 24

    MESAJ NASIL ÇARPTIRILIR

    MESAJ NASIL ÇARPTIRILIR

     

    GENEL MÜDÜRDEN,   GENEL MÜDÜR YARDIMCISINA

     

    Yarın saat 9'da güneş tutulması olacak.

    Bu çok seyrek yaşanan bir olay olduğu için bütün işçiler bahçede toplansın.

    Kendilerine güneş tutulması ile ilgili bilgiler vereceğim.

    Yağmur yağdığı takdirde, güneş tutulması gözle takip edilemeyeceği için, topluca yemekhaneye gitsinler.

     

    GENEL MÜDÜR YARDIMCISINDAN,    İŞLETME MÜDÜRÜNE

     

    Genel müdürün emridir.

    Yarın saat 9'da bahçede güneş tutulacak. Hava yağmurlu olduğu takdirde Güneş tutulması yemekhaneden takip edilecek. İşçiler yağmurda bahçeden Yemekhaneye gidecekler.

     

    İŞLETME MÜDÜRÜNDEN KISIM AMİRLERİNE

     

    Yarın saat 9'da genel müdür bahçede güneş tutulması yapacak.

    Hava bozarsa, güneş tutulması yemekhaneye alınacak.

     

    KISIM AMİRLERİNDEN USTABAŞLARINA

     

    Yarın saat 9'da Genel müdürü güneş bahçede tutacak. Yemekhaneye yağmur yağarsa herkes bahçeye çıkacak.

     

    USTABAŞLARINDAN İŞÇİLERE

     

    Yarın saat 9'da bahçede yağmur yağarsa güneş müdürü tutacak

    Müdür ıslanınca herkes yemekhaneye gidecek.
     
    (Selam ve saygıarımla...)
    June 18

    bu benim en sevdalı halim

    Bu benim en sevda halim...
     
     
    Öyle bir yerdeyim ki...
    Neye hasret kaldığımı unutuyorum bazen...
    Neye canım sıkılmıştı? ..
    Neye kızmıştım? ..
    Uyuyor muydum? ..
    Uyanmış mıydım? ..
    Bu pantolonu dün de giymemiş miydim? ..
    Bilmem...
    Belki...
    Garip bir duyguya tutsak olmuş durumdayım...
    Bu benim en sevda halim...
    Bu benim sensiz halim...
    Bu benim adam halim...
    Olur böyle... Olur...
    Defalarca “kalem”demek gibi...
    Ya da başka bir kelimeyi ardı ardına sıralamak gibi...
    Anlamını yitirir ya bir süre sonra...
    Ağzında gevelediğinin ne olduğunu unutur, şuursuz hissedersin ya kendini...
    Kalem...
    Kalem...
    Kalem...
    Kalem...
    Kalem...
    ***
    Gülerken yakaladığımda kendimi...
    Kaçıyorum hemen...
    Ayıp sayıyorum...
    İhanet belliyorum...
    Susuyorum...
    Artık türküleri hissetmiyorum...
    Söylemiyorum...
    Cılız bir ıslık sadece ki, onu ben bile duymuyorum...
    Kimsenin de duyması gerekmiyor zahir...
    Biri beni anlasın istemiyorum...
    Biri halimi hissetse tedirgin oluyorum...
    Hep kaçıyorum...
    Öfkeleniyorum... Aptallaşıyorum... Susuyorum...
    Öfkemle, aptallığımla, susarak kaçıyorum...
    Bir şey anlatmıyorum...
    Hiç kimse, kimsenin acısıyla ilgilenmiyor aslında...
    İlgilenirmiş gibi yapıyor, bunu anladım...
    Karşıdakinin anlatacakları bir an evvel bitsin de sıra gelsin diye “hee hee” diyor, sıkça başını sallıyor...
    Dinlemiyoruz, duyuyoruz...
    Otobüs sesi, yağmur sesi, çamaşır makinesi sesi gibi...
    Kulağımızı dolduruyoruz... Hissetmiyoruz...
    Bitiyor...
    Biz anlatıyoruz, sahtekarlık devam ediyor...
    “He hee” diyen, başını sallayan yer değiştiriyor...
    Kime ne anlatmalı? ..
    Susmalı...
    Acıyı örtmeli...
    Kimsenin üstüne salmıyorum acımı...
    Kim benden daha çok acır ki? ..
    Sana anlatamadıktan sonra...
    Sana diyemedikten sonra sevdamı...
    Neye yarar? ..
    Neye yarar şuna, buna anlatmak? ..
    Heeee? ..
    ***
    Bitecek diyorum bitecek...
    Bu sessiz çığlıklar dinecek..
    Örtülü perdeler açılacak bir bir...
    Hepsi bitecek...
    Sokaklara çıkacağım yine...
    Uzaklara gideceğim biraz...
    Ama terk etmeyeceğim bu kenti...
    “Köprüden önce son çıkış” tabelasına yine gülümseyerek bakacağım...
    Sana gidiyor diye... Sana gelemiyorum diye...
    Kır kahvelerinde oturup tavla oynayacağım...
    Çayımı yarım bırakmayacağım...
    Mavi çocukları göreceğim...
    “Bir kadınlık” sağ yanımı doldurmayacağım hissizlikle...
    Dostlarıma koşacağım...
    Randevularıma yine geç kalacağım...
    Bugün yaşıyorum...
    Yarın da yaşarsam daha güzel olacak...
    Kendime kızmayacağım artık...
    Vazgeçtim...
    Sen gül diye ben soytarılık yapmayacağım...
    İçinden “git” dediğini duymazlıktan gelmeyeceğim...
    Bana aldığın kitaplara her dokunduğumda donmayacağım...
    Ki bu kış o kitapları yakacağım...
    Yasak olduğundan değil, beni üşüttüğünden...
    Hiçbir kitabımı yakmadım ben, yasak da olsa...
    Kitaplar yasaklanır, ama fikirler asla...
    Ben seni yasaklayacağım kendime, sen bilmeyeceksin...
    Susacaksın yine...
    Eminim hiç aklına düşmeyeceğim bir an bile...
    Olsun...
    Yıllar geçecek...
    Ben senden geçeceğim... Bu ateş geçecek...
    Ben nerde olacağım o zaman? ..
    Sen hangi güzel dünya ülkesinde yaşayacaksın kim bilir...
    Biliyorum, durmayacaksın burada...
    Gideceksin...
    Git tabii...
    Git...
    Ütopya ol benim için...
    Git...
    ***
    Yorgunum...
    Bitiğim...
    Şimdi uyumalıyım...
    Garip bir duyguya tutsak olmuş durumdayım...
    Bu benim en sevda halim...
    Bu benim sensiz halim...
    Bu benim adam halim...
    Olur böyle... Olur...
    Defalarca “kalem” demek gibi...
    Ya da başka bir kelimeyi ardı ardına sıralamak gibi...
    Anlamını yitirir ya bir süre sonra...
    Ağzında gevelediğinin ne olduğunu unutur, şuursuz hissedersin ya kendini...
    Kalem...
    Kalem...
    Kalem...
    Kalem...
    Kalem...
    Bu benim en sevda halim...
    Bu benim sensiz halim...
    Bu benim adam halim...
    Bu benim uykudan önceki halim...
    Uyudum...
    Uyanacağım...
    June 03

    titanik de türkler olsaydı

    biraz da gülelim ya biz şu cılgın türkler yokmuyuz ya Titanic'te Türkler Olsaydı...

    Kim çarptı lan gemiyi.
    -ya abi selim artistlik yapcam diye çarptı, çok yakın girdi buzdağlarına, ya üf ya.
    -allah belanızı versin lan sizin, iki dakika aşşağıya indik, batırıdınz caanım gemiyi

    _____________________________

    lan selçuk gel lan, gel lan çabuk.
    -nooldu lan?
    -olum sarı *****le hatuna bak nasıl sevişiyor.
    -anaaa, çıkar cep telefonunu çabuk, hadi lan internete koyarız.
    -benimkisi 3310, o zaman kağıt kalem çıkar, çiziyoruz.
    ________________

    evet sayın yolcularımız on kalem sadece bir milyon bitti mi bitmedi, yanında da dikiş ipliği. şimdi sorabilirsiniz okyanusun ortasında ne işimize yarayacak bunlar diye.
    __________________

    -kaptan napıyorsun lan geniş alsana şu vapuru.
    -vapur değil hayvan, ulan titanic lan bu. batmaz, bak nasıl makas atcam şu buzdağlarının arasından hehehe.
    -olm dikkat et, bak şu kadar insanın vebali üstümüze. aannnanı.
    -yok bir şey azıcık sürttü yandan, sanayi de pasta atarlar geçer.
    _____________

    -sadece kadınlar ve çocuklar, zorlamayın lan, sadece kadınlar ve çocuklar. huoop ne diyom lan ben, nereye.
    -abi arkadaş vardı, bakım çıkacağım ben.
    -ağzını kırarım.
    ____________

    -kaptan bir sorun var.
    -nedir?
    -batıyoruz lan.
    -hass***** valla mı, inanmam?
    -lan yalan mı söylicez.
    -hahaha, batar mı olum titanic bu.
    -lan olum, aşşa inip baktım, su alıyor lan, nah bu kadar delik var.
    -hiç olur mu öyle şey, koskoca titanic lan bu, batmaz diye bindik, ben gemiden korkarım normalde.
    -abi batıyor yalan mı söylicem lan, şakası olur mu lan bunun.
    -ahhaha, ne ********* yicez lan. hangi **** yaptı lan bu gemiyi hahahayt. sıçtık yani. hahahaha. nasıl batar lan, bana batmaz demişlerdi hhahahhark. s***** lan ağzıma hhhhahahaha.
    ___________

    kaptan aşşağıda baya büyük bir delik var, su alıyoruz.
    -şurda beyaz çimento var, onunla kapatın şimdilik, sonraki limana kadar idare edelim, sonra sanayiye götürürüz.
    ______________

    abi buzdagi geliyo be
    - ööf öf
    - neresinden baksan 4 trilyon eder bu gemi.. tam gobekten carpacak ba ba ba. tersanede de dogrultamazlar bunu.
    - sigortasi bi$eyi vardir abi.. kamaraya gidiyorum cuzdani telefonu alayim
    - bizim gocuklari al gel de u$umeyelim.. valizleri neden almiyorlar sandala anlamadim ki
    __________________

    nerde lan o, nerde ****nin evladı, nerdeee.
    -abi sakin ol, abi sakinleş, kimi arıyorsun.
    -nerde lan geminin sahibi, nerde o *********.
    -abi bırak levyeyi uyma abi adama.
    -nerde lan, insan olun azıcık, batacaksa batacak deyin lan *********ler. delikanlı olun lan, batmayacak dediniz lan adi herifler.
    -boşver abi, battık zaten, uyma sen ona.
    -ya insanı sinirlendiriyorlar yeaa.
    ___________

    kaptan gemi batıyor napıcaz
    -oğlum önce kadınlar ve çocuklar
    -abi boşver ben 2 flika ayarladım birinde sen birinde ben arazi olucaz
    -lan ********* o filikalar 60 kişi alıyor
    -olsun abi rahat rahat gideriz mehtaba karşı
    ________

    abi gemi su alıyor
    -oleyyy be , ulan adam amma tekme attı be,gel yusuf gel bak kickbox turnuvası seyrediyoz
    -ama abi gemi...
    -yav s****m gemisini bak amerikalıları yendik turnuvada
    _____________________

    valla nasıl oldu bilmiyorum, ordan birden bir buzdağı çıktı, ortadan girdi. ben kendi yolumda ilerliyordum.
    -tamam abi sakin ol, su getirin, ne bakıyorsunuz lan, dağılın işte, çarpmış adam olmuş bitmiş.
    -nerden geldi nasıl geldi allah allah.
    -tamam abi sakin, fazla zarar yok zaten, iki çizik var.
    -onca yıllık kaptanım, allah allah, nerden çıktı...
    ____________________________________________

    ulan nooluyo, anaa, ulan anaa, yardık ya gövdeyi.
    -kaptan iki saattir yırtıyorum bi taraflarımı.
    -ne dedin lan, ne dedin uyarır insan.
    -abi insaf yaaa, iki saattir aysberg var diyorum.
    -ulan aysberg ne lan, aysberg saysberg diye zırlıyor dibimde. ne biliim lan ben aysberg ne, buzdağı desene şuna, ben de aysberg deyince ufak bir şey sandım, britanyanın köpeği. öysbörgmiş. cibilliyetsiz
    ___________________

    abi ne yapıyorsun?
    -buzdağı var.
    -niye selektör yapıyorsun buzdağına.
    -o çekilsin lan.
    -abi manyak mısın? hadi abilik sende kalsın, kır yana biraz.
    -olmaz lan, selektöre devam.
    -abi evde kardan kadınla mı sevişiyorsun?
    ________________________

    -hoop, nereye.
    -biz de bineceedik.
    -dingonun ahırı mı lan burası. titanic bu, turyol motoru değil.
    -akbil vardı.
    -hadi ikile.
    -para geçiyor mu?
    -allah allah.
    -biletini nerden alabilirim.
    -bela mısın?
    -karı kız ortamı iyidir dediler de bana.
    -yok full erkek burası.
    -ama yalan söylemeyin lütfen bakın orda bir sarı çocukla bir kız sevişiyor.
    -kardeşim gider misin? kapama titanic'in önünü.FPRIVATE

    öümm sırasında azrail ile konuştuklarım

    Klasik bir gün... Diğerleri gibi, sıradan bir başlangıç...
    Nöbetçi arkadaştan öğrendiğime göre, gece problem çıkmamış cihazlarda. Bu iyi haber işte! Zaten dünden devam eden 2 tane sistem arızası vardı.
    Cihaz odasındaki klimalar da problemli. Hem de ta kurulduğu günden beri!
    Bugünde firmanın birinden eleman gelecek, onlarla ilgilenmem lazım. İş çok bugün! Akşamı nasıl ederim bilmem. Bu hafta çok yoğun geçecek. Sezonda başladı malum. Beklentilerimiz epey yüksek.
    Neyse, odama gittim ve kapıyı kapadım. Bilgisayarımı da açtım ve maillerimi kontrol ediyordum ki, kapı çaldı. "Girin" bile diyemeden kapı açıldı ve içeriye bir "şey" girdi, kapıyı da kapadı hemen!
    Aman Allah'ım! O da ne!? Tanımlayamadım bir türlü. Kadın desen değil, erkek desen değil, turist belki! Bir çirkinlik abidesi! Kesin 10 gün rüyalarımın baş rol oyuncusu olur.
    Ona "Kimsiniz?" diye sormama bile fırsat kalmadan:
    - Hadi kalk gidiyoruz! dedi...

    Aaa! Hem de Türkçe konuştu! Şaşırdım ama bozuntuya vermedim.
    - Sizi ilk kez görüyorum. Kimsiniz?
    - Ruhunu bedeninden söküp almak için görevlendirilen meleğim ben! Nam-ı diğer Azrail! Cehennem habercisi!
    - Dalganın sırası değil şimdi. Lütfen odamı terk edin. Yoksa güvenliği çağırırım!
    - Çağırsan ne olur? Beni sadece sen görüyorsun!
    - Dalga geçme. İşim gücüm var benim. Seninle uğraşamam...
    Bir yandan Azrail değildir diyorum ama böyle bir kişinin bana haber verilmeden buraya kadar gelmesi imkansız ki! Eyvaaah! Ya gerçekse! Bittim ben, bittim!
    Savsakladığım namazlarım, ahirette buruşturulup yüzüme çarpılacak olan oruçlarım geldi aklıma...
    Ufacık dünya menfaatleri için teptiğim Allah'ın emirleri geçti gözümün önünden hızla...
    Eti için kesilen bülbül, tahtası için yakılan saz gibi...
    Gayri ihtiyari:
    - Mesai saatleri içinde olmaz! deyiverdim. Sanki benden bitecek bir işi varmış gibi...
    -Neden? dedi.
    -Şu an hazır değilim!
    -Neye hazır değilsin?
    -Kabirde ve öbür alemde başıma geleceklere!
    -Ama senin son kullanma tarihin bugün son. 08:57. Sen ayvayı yedi... Hem sana yeterince vakit verilmedi mi?
    -İnan ki, bu yaşta öleceğim hiç aklıma gelmemişti.
    -Neden?
    -Gencim daha, ciddi bir sağlık problemim de yok. Turp gibiyim evelallah!
    -Senin yolun mezarlığa hiç düşmüyor herhalde! Ya da hastanelerin acil servislerine, morglara! Oradakilerin hepsinin teni buruşuk mu?
    -Değil de yani!... Bana 1-2 ay kadar daha süre tanısan?
    -Bu kadar kısa bir sürede ne yapabilirsin ki, onlarca yılını heba etmiş biri olarak?
    -İbadet borçlarımı öderdim... Kaza üstüne kaza ederdim namazlarımı deliler gibi... Kalplerini kırdıklarımdan, üzerimde hakkı olanlardan helallik dilerdim. Dünyanın öbür ucunda olsalar, taşların altına saklansalar gene de bulur, her şeyimi verir, haklarını helal ettirirdim. Üzerimde kul hakkı kalmasın diye... Daha vasiyetimi bile yazmadım hem!
    -Yeterince vaktin vardı! Yapsaydın! Neden düşünmedin? Engel mi oldular sana?
    -Hiç ölmeyeceğimi sanmıştım. Hep başkaları ölüyordu, başkalarının selaları okunuyordu minarelerden. Ben muaftım sanki ölümden. Meğer bu iş parayla değil, sıraylaymış.
    -Bir sene önceden haberin olsaydı geleceğimden, neler yapardın?
    -Kalan zamanımı çok iyi değerlendirirdim!
    -Hadi be sen de! Kimi kandırıyorsun! İlk 2 gün iyi giderdin. Namaz-niyaz full, sonra dönerdin gene eski haline. Bulurdun bir de bahane kendine. Her şey yine eski hamam eski tas olurdu. Bir rüyaydı o derdin sana verdiğim habere, kendini avutmak için...
    Haklıydı! Kaç kere hastalık geçirmiş, kaza atlatmıştım... Bunların hepsi birer haberdi aslında ama üzerimdeki etkisi çoğu zaman 2 gün bile sürmemişti...
    Ama şimdi kafamı taşlara vurmaya bile vaktim yoktu artık!...
    Bu arada telefonum çaldı. Başmüdür arıyordu. Önemli bir arıza varmış, trafiği durduran. Acil gitmemi istedi. Her şey önemini kaybetmişti ki benim için: para, pul, mevki, kadın, nefs... Her şey sıfırla çarpılmıştı. Can derdindeydim ben. Bir de baş da olsa arka da olsa müdürle veya başka bir şeyle falan uğraşacak durumda değildim. "Bırak bu fani işleri" deyip kapadım telefon suratına müdürün...
    Baktım sırıtıyordu Azrail. Demek alışkındı benim gibi jetonu iş işten geçtikten sonra düşenlerin panik hallerine. Ben de güldüm gayri ihtiyari... Neye güldüysem! Ağlamayı bile beğenmemem lazımken!... En iyi savunma saldırıdır taktiğine geçtim hemen!
    -Hem sen, Azrail de olsan, can almakla da görevli olsan nihayetinde bir melek değil misin? Ne bu surat? Korku filmindeki yaratıklar gibi! Allah seni nurdan yaratmamış mıydı?
    -Nurdan yaratılmasına nurdan yaratıldım. Bu arada laf aramızda, güzelliğim dillere destandır.
    -Hiç de öyle görünmüyorsun ama! Notr Damın Kamburu bile sana on beş çeker.
    -Orası öyle! Ben de surat çok! Ama sor bakalım senin yanına neden bu suratımla geldim? Utanma sor, sor!
    -Neden bu suratla geldin yanıma?
    -İnsanın ameli güzelse ona güzel görünürüm ben. Hayatını Allah'ın rızasına göre dizayn etmeyenlere de çirkin görünürüm. Şimdi sana göründüğüm gibi! Ben senin aynanım şu anda. Kalp gözü açık olanlar, yüzüne baksalardı seni böyle görürlerdi!
    -Desene EYVAH!
    -Eyvah ki ne eyvah!
    -Birazdan kabirde başına neler gelecek biliyor musun? Karşılama mahiyetinde? Ön sıcaklardan!
    -Pek hayra alamet değil şu anki verilerim.
    -Okusaydın Allah'ın kitabından, Resulünün sünnetinden!... İşin ciddiyetini kavrasaydın, uykuyu haram ederdin gözlerine!... Neden okumadın?... Bir arkadaşından yıllar önce gelip de hiç okumadığın bir mektubun var mı? Ya da açmadığın bir mail? Madem Allah'ın kitabının kapağını açmadın, bük boynunu ve sus!
    - Dünya meşgalesi...Geçim derdi... Para, mevki, nefs, kadın... Çepeçevre kuşattılar beni, kıramadım sarmalı!
    -Halbuki dünyada kalma süren ne kadar azdı oran olarak! Bunu da biliyordun üstelik! Birazdan gideceğin hayat ise ebedi! Nasıl olur da senin gibi akıllı geçinen bir adam okyanusu unutur da bardakta boğulur? (Haşa) Allah'ın yerine kendini koy! Senin gibi bir kula müstehak değil mi azap! Bunca akıl vermiş ilim vermiş, dininden seni haberdar etmiş...
    -Haklısın! Ama dünya gözle görülüyor ama öbür dünya gayb, göz önünde değil!
    -Merak etme, biraz sonra ölünce, gaybın önündeki perdeler kalkacak!... Kuran'da ve hadislerde anlatılıyor bunlar. Sen de okudun hem! Üstelik başkalarını uyaran yazılar da yazdın. Muhtelif yerlerde anlattın bile! Neden o zaman bu gafletteki ısrarın?
    -Başkalarına nasihat verirken kendimi unutmuşum...
    -Allah da din günü seni unutur o zaman! Bir yandan ele öğüt verirken diğer yandan da kırmadık söğüt bırakmadın ortalıkta!
    -Maalesef, biliyorum, kendim düştüm ve ağlamaya hakkım yok.
    -Kendin ettin kendin buldun! Hadi artık gidiyoruz, fazla oyalama beni. Senden sonra iki gafil daha var sırada!
    -Bırak çekiştirmeyi ya! Nereye gidiyoruz?
    -Allah'ın sana hazırladığı azabı tatmaya.
    -Doğru adrese geldiğinden emin misin? Benim adımda çok insan var da, hani o bakımdan!
    -Adın gibi eminim. Zaten nokta tarifler var elimde. Iskalamam mümkün değil!
    -Son bir şey soracağım: Allah'ın rızasına uygun olsaydı yaşamım, nasıl olacaktı ölümüm? Nasıl bir diyalog geçecekti aramızda?
    - Ben senin canını almaya gelince yüzümdeki güzelliği görünce hayrete düşecek ve: "Aman Allah'ım! Bu ne güzellik! Rüyada mıyım ben!" diyecektin. Çünkü o zaman cennet müjdecisi olacaktım sana, şimdiki gibi cehennem habercisi değil! Seni Rabbine götürmeye geldiğimi söyleyecektim. Sen korkuyla karışık: "Rabbim benden razı değilse?" diyecektin. Ben de yüzümdeki güzelliği hatırlatıp korkmana gerek olmadığını söyleyecektim. İçini bir huzur kaplayacaktı.
    -Keşke hayatımı yeniden yaşayabilme imkanım olsaydı...
    -Geçmiş olsun!... Neyse! Ailen ve sevdiklerin aklına gelecekti bir bir... Ama onların da zamanı gelince dünyadaki rollerinin son bulup yanına geleceklerini hatırlayınca rahatlayacaktın... Tereyağından kıl çeker gibi ayrılacaktı ruhun bedeninden... Bulutların üstünde gibi, yumuşacık.... Haberin bile olmayacaktı. Gül bahçesine girer gibi... Tüm hücrelerinde hissedecektin mutluluğu...
    -Ama şimdi
    -Çığlık atmayı bile beğenmeyeceksin çekeceğin acıdan!... Saat de tam 08:57 oldu. Bak konuşmaktan kelime-i şehadet bile getirmeyi unuttun...
    ...
    Gözümün önündeki perdeler açılmaya başladı...
    Gayb meğer ne yakınmış...
    Keşke iş işten geçmiş olmasaydı...
    Neler yapmazdım ki!
    Artık hiçbir değeri yok "keşke"lerimin...
    ÇARP SIFIRLA!

    okuyabilirmisin hiç sanmıyorum

    karanlıklarda
    çok az kalmışsa zaman
    aşk için konuşmaya
    kaybolup gitmişse canan
    ve vakit yoksa ağlamaya

    onun aranan bakışlarından
    şiirlere can damarıma kan
    gibi bir alev dolanmıyorsa
    ben bu karanlıklarda
    susmaya dayanamam

    ırmak olmuş bakışlar akıyor akıyor
    böyle duramam
    aşk yarılmak üzere bir gökyüzüdür şimdi
    ki varolmak adına
    kanıyor kanıyor
    artık susamam

    ilk sezgi ilk rüya ilk kelimeler
    ben tutkunu oldum hıçkırıkların
    konuşan ve susan o inlemeler
    akar denizine tüm çığlıkların
    gül ay ilk sevgiler ve bilmemeler

    fakülte önünde bir rüzgar esse
    ne faytonlar geçer ne çocukluğum
    çırpınan halimi bilmiyor kimse
    yanağımda deniz ayağımda kum
    boğuldum boğuldum artık gülümse

    gülümse gülümse gülden yumuşak
    bir deniz gözlerin uçsuz bucaksız
    olsa da ufukta kanlı bir şafak
    gel anla bu aski mavi gözlü kiz
    gulumse gulumse atesten sicak

    urperir tum dunya aglar cocuklar
    ask yanar dayanmaz yakar bahari
    sendedir mevsimler ruzgâr sonbahar
    altin saclarinda renklerin sirri
    urperir gozkirpar beyaz bulutlar

    lambalar sonuyor yagmur yagacak
    artik bir kelebek intihar eder
    soyleyin layyaya neler olacak
    yuzumu yalayan mesut kediler
    lambalar sondukce artiyor sagnak

    atma cicekleri kuller ustune
    daglarda bir nevruz olup aglama
    cocuklar oynuyor bak dOne dOne
    inceden bir sizi dusmus yarama
    atma çiçekleri seller ustune

    yagmur cagiriyor o toprak damlar
    yagmur cagiriyor o muthis mavi
    golgeyle savasan cirkin adamlar
    opuyor durmadan bir kucuk devi
    yagmur cagiriyor bugulu camlar

    ben bu sehre artik veda edemem
    acmissa gul olup gogsunde olum
    bu aski bu halle sana diyemem
    yuruyen dehseti ben oldururum
    sen askin annesi sen cilgin matem

    bir dunya uzuyor bos odalarda
    sönmüsse yildizlar ne ariyorum
    cigliklar canverir gece ardarda
    sana ben sislerden yalvariyorum
    ben yeryuzunde ben sevdalarda

    kul edip birakma yanan basimi
    bir hal gelir sonra ben yasayamam
    gel bir ses bogmadan su genç yasimi
    tukenir sozcukler sureler tamam
    bir resim eylersin aglayisimi

    sonuyor gozlerim bos odalarda
    yalnizim boslugu yumrukluyorum
    ask ve ten bir yalan aska dalar da
    sonra olur diye çok korkuyorum
    gezginler kosuyor tum adalarda

    sessizdir yeryuzu ve kosar cinler
    dunyanin cebinde bir delikanli
    ses verir geceye ve sehri dinler
    uyur gencecik kiz gozleri kanli
    etsek de biz aska nice yeminler

    ey gorkemli kusmuk universitem
    kara kitaplara damliyor kanlar
    sevda perde perde bir yüce matem
    biz bir evren gizi bizi kim anlar
    layyada cigliklar ve bende sitem

    islakmis gozleri sevmisim diye
    nazlanir kahkaha atarmis sonra
    bir bulut etseydim ona hediye
    goklere karisir yatarmis sonra
    tutarmis sacini ibrisim diye

    tutarmis irmagi ve gozyasimi
    onun duslerinde olup bitenler
    getirse yagmurdan arkadasimi
    karisir yagmura karanlik tenler
    yeryüzü dizinden atar basimi

    tenimde ceylanlar bir yaris gece
    gözleri gozleri layyanin deniz
    geciyor ruhumdan essiz bilmece
    aglamak ki ucsuz bucaksiz bir iz
    giriyor trenler son donemece

    dunya tren tren akar yollardan
    bir adam savrulup gurbet oluyor
    anneler bakiyor tum balkonlardan
    ve annem eriyip hasret oluyor
    layya donup donup bakar yollardan

    gozler islak gozler ceylan ak gozler
    turnalar yagmura kapanir simdi
    akiyor akiyor bir irmak gozler
    carpar da ruhuma utanir simdi
    olunce topraga akacak gozler

    zakkum cicekleri kursuna donmus
    titriyor arzuyla kizin elleri
    kalbimde icice coller bolunmüs
    bir ruzgâr tutuyor butun selleri
    ruyalar karanlik lambalar sönmüs

    evinin icinde ruhum dolasir
    yagmur hafif hafif vurur camlara
    her guzel kalbinde bir hancer tasir
    ve bir ask yerlesir los aksamlara
    ruhunun icinde ruhum dolasir

    artik olum benim icime konmus
    umut etmem artik olecegimi
    kar yagar dizlerim yatagim donmus
    bilmezdim urperip gulecegimi
    neylersin yuregim gule dokunmus

    can gulum hulyalar ve seni sevmek
    ve soyliyememek aglatir beni
    konusma dillerin alevlenecek
    kar dolu bir goge al yatir beni
    kar altinda asklar karinca bocek

    isiktan da aydin kacak bakisin
    onune kendimi koysam duramam
    beni bir renk yakar kumral sarisin
    gunesin sirrini boyle bulamam
    isiktan kapisi sonsuz bir kisin

    ve suskun asklarin gozbebekleri
    icice gölgeler tanri ve kadin
    opuyor bir kara sevdali yeri
    ben yalan bir varlik sen bir ruyaydin
    ucurdun ruhunda kelebekleri

    merhamet pinari dagda bir peri
    bir masal icinde unutulmustur
    ben seni sevdigim o gunden beri
    kalbim mahkum gibi ve tutulmustur
    kalbine ki kalbin sevgi mahseri

    gonule iskence bir azap tasi
    bir mendil birakip ve gidiyorsun
    sigara ve kuller ask haritasi
    birak bos hedefe katiller vursun
    karanlik karanlik bir ask hatasi

    sehir bunaliyor intihar kadar
    gozlerin yok gibi donmus kurbana
    kim kime ve nasil canini adar
    dilin mi tutuldu kalk anlat bana
    ruhunda ruhumu ucuran rüzgar

    anlasana gece kara dert kara
    bembeyaz bir kader ve sessiz günah
    kalbimi actim ben sert rüzgarlara
    yenik isyanlara parca parca ah
    anlasana gece yara ask yara

    kosup pesinden ben nefes nefese
    yillar yili seni arayacagim
    kavussam sonunda buyuk hevese
    sevincten dizçokup aglayacagim
    el edip sirrimi soran herkese

    dus gordum sen yoktun cok uzaklarda
    yusuf ile kenan gorunuyordu
    bir cocugun gozu ak bayraklarda
    durmadan zuleyha olmez diyordu
    sen kendi gogunde ben sokaklarda

    boynu bukuk bukuk aciyor safak
    günler zor geciyor viranelerde
    ben daha ölmeden su evrene bak
    yakma ellerini al perdelerde
    herkes pisman herkes deli olacak

    safaklara vurur korpe çagrilar
    cogalir sancisi dudaklarimin
    bir sirri yakar bu yolunan sacclar
    inler arasinda parmaklarimin
    safaklara vurur sessiz agrilar

    gecelerde mini kediler uyur
    sessiz sessiz aglar kuçuk bebekler
    layya bu siiri dunyaya duyur
    yine de sirrimi bilmeyecekler
    bir sofra kur goge askini doyur

    o guzel kalbini nasil vururum
    surgunden sürgüne atsa da beni
    layya seni anar anar dururum
    gemiler arzuyla acar yelkeni
    korkular cagirir hain gururum

    bir gemi yelkeni kanlara acar
    ben surgun anlari anip aglarim
    kurtlar gezer dagda kuzular kacar
    kalbimi elime alip daglarim
    ne gokler alcalir ne kuslar ucar

    içimde bir hic var inanmadigim
    savastan savasa gelirmis veba
    bir nese içinde ben bir cigligim
    dost kardes sevgili anne ve baba
    ne kaldi dunyada tanimadigim

    bir mavi isigin elleri degmis
    disimda icimde hep cizgi cizgi
    ve layyam basini önüne egmis
    tutturmus kendince bir garip ezgi
    ruyasi göklerden düsen bir cigmis

    mahzun bos ellerim ah gulum layya
    gozlerim gercek mi yesil gozlerim
    bir daha donmedi bulbulum layya
    ondandir yaniyor karda dizlerim
    yaniyor her yerim ah gulum layya

    saskin saskin dusen kara bakma sen
    uzanir goklerin kaderi bize
    ddnussuz yollarda gidip beklesen
    verirler söylenmez haberi bize
    ruhunu birakip böyle cikma sen

    golgesi dunyanin nerelerdedir
    geceden geceye donermis geri
    asktan mi hulyama serilen sedir
    doner durur askla gogun dipleri
    ve uzaklar done done delirtir

    ey dudaklarimda zamanin pasi
    cildirma belasi gibi aramak
    kana boyanan bir gelin yazmasi
    agitlar icinde olume durmak
    olumler olumler hicligin yasi

    cennet ve cehennem ve gulum suna
    incecik ruhumun sarkisi agir
    yer ve gok yer ve gok donmus efsuna
    bin kapi ardindan bir melek cagir
    ve cagir cinleri ask uykusuna

    cagir gelsin hayat sonra intikam
    sevdalar dusumun salincaginda
    asklar yarim yarim garip bir aksam
    kederden bir nehir varlik daginda
    gelsin gözyaslarim gelsin ihtisam

    disarda insanlar vahsi ve yamyam
    ve asklar degismis asklar kudurmus
    icerde bu garip bu yalniz babam
    bir geyik postunda kiyama durmus
    belki sevmem daha belki uyanmam

    onlar ki dunyanin gariplikleri
    bu yoksul dünyada ben onlardanim
    onlar ki sevdanin son iplikleri
    bir ruya ugrunda yananlardanim
    yanmak ki dunyanin delilikleri

    ufukta bir sehir ve gulum layya
    elleri elleri asili goge
    sirtimda bir hancer bir olum layya
    gel cikar dönmeden kanli cicege
    bak kendini bogan bir golum layya

    istanbul ve bursa arasi yollar
    gozlerin yollari asiyor gibi
    ve olum askina acilan kollar
    kollarin içinde yasiyor gibi
    kalbimle kalbinin yarasi yollar

    ezmeden ezmeden kaldirimlari
    bu sehrin kalbini diri isterim
    bir kursun cagirir tum ruyalari
    ben o an en guzel yeri isterim
    denizi masmavi kuslari sari

    nisan yagmurlari ne zaman gelir
    kurak askimiza bir pinar gibi
    bizi anneler ve cocuklar bilir
    ne zaman gorunur denizin dibi
    denizi ne zaman birakir nehir

    gozlerini layya yukari cevir
    birsey sallaniyor ucsuz bucaksiz
    umutlar devrilir asklar devrilir
    yaz biter mevsim kis agac yapraksiz
    beyaz pencereden karanlik gelir

    delilik ve cinnet içinde suna
    topraga bir tohum birakiyorum
    agitlar düsüyor dudaklarina
    ben uzani goge gul takiyorum
    yakacak gunum yok artik yarina

    olumun alnindan opmek icin mi
    bu telas bu kosu bos anonslara
    ve hulya kurmayi bilmek icin mi
    sinema bileti son seanslara
    hayati hayata bolmek icin mi

    gokler ki yerlerde arar yildizi
    gunduzden de isik gece tum yollar
    ey sehrin kaybolmus efsane kizi
    gokler seni anar sabaha kadar
    gokler ki ruhunda sarar yildizi

    dondurma yiyen kiz hani dondurman
    dindirir mi artik izdirabini
    bosuna dusleri hep hayra yorman
    ruzgârlar dolanir arar rabbini
    bir esarp bir yildiz ates ve orman

    kuskun bir hatira bir alkis layya
    ben ki sehir sehir arar dururum
    topraga karisan yakaris layya
    seni siir siir arar bulurum
    titriyor istanbul bu son kis layya

    karanlik yalnizlik icre karanlik
    bakisin geceme damlarken benim
    sonra kalabalik sonra issizlik
    ruhunda ruhumu ararken benim
    kara kara akan deli yalnizlik

    bir gelin ruyasi atesten duvak
    icinde aklima sen geliyorsun
    az sonra geceden resmin cikacak
    yaptigim resimde hickiriyorsun
    sende bir deniz var beni bogacak

    ask nedir ask nedir diye sorana
    bir mahser icinde yalnizlik dedim
    sevda ates gibi girince kana
    uguldayan sehre issizlik dedim
    yikadim andimi geldim kapina

    gokyuzu uzakta degilse seni
    firat koprusune goturecegim
    bulmak icin gelen kara treni
    her gece bir turku bekleyecegim
    tanridan esinti yagmurdan ninni

    bir gelin ruyasi bir yalin duvak
    içinde aklima sen geliyorsun
    sende bir deniz var beni bogacak
    bir gulusun kalmis bir dus olmussun
    hersey ciglik ciglik hersey yalnayak

    kapilar kapanmis hickiriyorsun
    ve maviyi geri istiyor kuslar
    aydinlik aydinlik ama sen yoksun
    bir resim yaniyor sonra sususlar
    soyleyin oyleyse beni kim vursun

    iki

    leylaklar yas tutuyor bu sehrin otesinde
    zindanlarda gül acmis bu gece duyuyorum
    kaybolup gitmis sesim senin tatli sesinde
    bu gece bir kartali oldurmek istiyorum

    ruyamda bir mezarin son defa yanan mumu
    ve zakkum agaclari tirmaliyor ruhumu
    sana bu gece benim artik kayboldugumu
    soylenmemis sozlerle bildirmek istiyorum

    kimi uyur ve kimi dansa baslar delice
    biri bu dansa bakip matem tutar gizlice
    bense burda yapyalniz tam bu saat bu gece
    bu sehri bastanbasa yurumek istiyorum

    gulum layya istersen hancer daya gogsume
    kimse sahit olmadi sevdaya kustugume
    gecelerden bu gece bu sogukta ustume
    seni yalnizca seni ortunmek istiyorum

    evrende paramparcca guzelligin aynasi
    kivrim kivrim bir sevda uzun bir yilan dansi

    ve insanlar hep aski inkara hazirlanan
    bu inkarla delirip hep bu inkarla yanan

    uzaktaysa durmadan yagan dogu karlari
    daglarda sakli duran keklik yumurtalari

    ve mecnunun colunde karincalar böcekler
    bulunca o sarkiyi artik ölmeyecekler

    ve o sarki dilimle dilinin arasinda
    o sarki kanar durur bir ceylan yarasinda

    ceylanlar yaylalara mecnun gibi kosarlar
    uzanir mecnun mecnun sinemizde savkirlar

    inler durur sarkilar ki o bensiz ben onsuz
    bu duygu yakar beni o sarki kadar sonsuz

    sonsuz bir agit iner gercek kara habere
    gulum layya kendini atar harabelere

    harabelerde izler silinir sessiz sessiz
    ben layyadan uzakta olur muyum habersiz

    kara haber tez bulur bekleyen yurekleri
    doldurur birileri bosalan tufekleri

    cekilince kursunlar her ses kendine doner
    bir hayat yanar yalniz butun hayatlar soner

    her gece insan kendi kendini yakmakta
    ufuklar aglamakta ve bir tren kalkmakta

    bir tren midir yirtan geceyi bastan basa
    vurma be gulum vurma basini tastan tasa

    durma gulumse layya bak horozlar otmekte
    bu siir bitmemekte bu siir bitmemekte

    bak tedirgin ceylanlar araliyor zamani
    gulum layya gulusun yaraliyor zamani

    ve sen benim sunamsin ama ben gidiyorum
    caresiz ellerini kaldirsan da goklere
    bu askin inancina yeminler ediyorum
    ayrilik dua olsun kuslara boceklere
    layya seni buldugum anda kaybediyorum
    ne kadar benziyorsun renkli kelebeklere
    dogmamis bebeklere intikam diliyorum

    guneslerin ufkunda tutamayinca seni
    aradim hep aradim bir mumun isiginda
    ve mumlar alevlerde tuketince golgeni
    kaybettim ben kendimi cinlerle kafdaginda
    bir mezara gomulen hatiralar treni
    sakliyor seni beni bir mahser topraginda
    gunes gibi kendime katamayinca seni

    ey uyku zalimligi hizla eriyen zaman
    dansediyor yumulan gozlerimde yilanlar
    yanaklari dunyanin layya senin aglaman
    efsane haber tasir artik baylar bayanlar
    savurur sapkasini suya bir yavru ceylan
    vurulur ceylan gibi canandan ayrilanlar
    vurulur aglamanin ince parmaklarindan

    bir yudum cay içerek kahvelerde oturmak
    seni dusunmek için bahane olmus bana
    ve dogranan yudumdan tatli vakitler kurmak
    girmis hirsizlik gibi ruhumun arasina
    beni beklermis deniz akip gidermis irmak
    katarmis beni kizlar yurdundaki yasina
    bir yudum gokyuzuyle otelerde oturmak

    kalmadi lugatimda bu halin kelimesi
    nazli taze gunlerden isyana kosuyorum
    bir kiz gulumsemesi uzak bir bomba sesi
    ben bu müphem düyada acilarla sarhoflum
    olmadi hiç ruyamda bir guvercin kafesi
    dunyada olamadi benim bir sai kusum
    kalmadi ceblerimde gunlerin kelimesi

    layya yenikapida ruhunu aramasin
    aramasin ruhumu cagdas harabelerde
    onu sonsuzluklara bu tek siirle asin
    ceylanlar avcilari dusursun yine derde
    layyalar dogmaz diye anneler aglamasin
    gulumseyecek layya her kizdaki kederde
    hayat bende kaybolan huyunu aramasin

    ararsa beni layya baslarsa aglamaya
    parlar mi gokkusagi boynunda mevsim mevsim
    koynunda yalnizligin sehir kapali aya
    tenimin mendilinde dilim dilim bir isim
    ben ki minnacik acun guller fiskiran kaya
    alip gitsem ruhumu taninmasa cesedim
    baslarsa aglamaya ararsa beni layya

    ben yeni bir inanca gocerken tek basina
    dehset gozyaslariyla bir gece oruyorum
    geceler ki yürüyen sinirsizlik tasina
    tozlu yollar boyunca hep seni goruyorum
    bir cinnet opusuyum cigliga gozyasina
    bakis ince bir resim durmadan yuruyorum
    gok yeni bir intikam bicerken tek basina

    alip dola boynuna kimsesiz odalarda
    ta kalbinde kivranan kivranan ellerimi
    ayrilik ilik evren limansiz adalarda
    kosturur safaklara yalnayak seherimi
    gunesini al da gel konus karanliklarda
    kesmesin su ellerim burada kaderimi
    alip dola boynuna en sessiz adalarda

    yorulmam cilelerden cilelerle uyusam
    bir ninni siril siril yatsam su kenarinda
    bir evren tutsulenir senden bir nefes duysam
    ve yikanir oluler bengisu pinarinda
    kandan ve gozyasindan seni damitip yazsam
    canlanirsin dunyanin en derin duvarinda
    yoklugunda oteden gölgelerle uyusam

    birgun sona erince bu dunya cehennemi
    sen de anlarsin artik aynalar yalan söyler
    olum erken olmasin çok ozledim annemi
    o yagmurlu turkuyu simdi ancak can soyler
    hatirlanmaz sularda neyle sevisir gemi
    bir de boyle turkuyu yardan ayrilan soyler
    eriyince ufukta bu ruya cehennemi

    cobanlar kavallari damardan ufleyecek
    bakip bakip ruhumda kurdugun saltanata
    bir bulusma bahari bir gelincik bir cicek
    agliyor ötelerden hazan olmus hayata
    her hazan kivriminda bin bahar dirilecek
    baharlar uzar nile ve diceleye firata
    cobanlar kavallari bahardan ufleyecek

    uzanir sereserpe parka fakir adamlar
    kusdilini konusur uzakta bir yabanci
    günahkâr yüregime taze korkular damlar
    her yanda dilenciler kaderime duaci
    ne bu ask unutulur ne de o genc idamlar
    ne hoca anlar halden ne de cingene falci
    uzanir sereserpe goge cesur adamlar

    ki gokyuzu yeryuzu arasinda bu sevda
    nasil yolsun anneler sacini nasil yolsun
    oncesiz ve sonrasiz bir aclik aglamada
    sana ey yalan ruya kara yilanlar dolsun
    bendedir zalimlikler ve ak gozler layyada
    beyaz dusu karartan kara eller kahrolsun
    kahrolsun gokyuzune sicramayan her sevda

    gokkusagi altinda gelecegin kosusu
    yildizlar kanat olsun ve merhamet merhamet
    tukensin istiyorum yalan ölüm korkusu
    bir gelin bir bebege bir genç bir gence hasret
    açar artik sirrini colde sakli kalan su
    gunahsiz bir sevdaya acilir kutlu cennet
    ve layyanin alninda gelecegin kokusu

    artik veda edemem bavullarimi yaktim
    artik veda edemem yandi firat koprusu
    bütün günahlarimi artik sana biraktim
    giriyor gunahina bir kus bir ask dlusu
    cocuklar olmasaydi inan aglayacaktim
    sonkez söyleyecektim bir bulusma turkusu
    bense hain saclara kanli cicekler taktim

    gorunmez bir yerden optum dilini
    dilini dilini gizli dilini

    ask simdi bir yalan yalandir layya
    ve bahar ve basak talandir layya
    sen sicak bir yarim dusun gelini
    gelini gelini askin gelini

    bulandir denizi bulandir layya
    basini basimla dolandir layya
    bir sozcuk olsada tutsam elini
    elini elini nettin elini

    kandir bu inceden yanandir layya
    ve candir sevdadir canandir layya
    nasil savurdun oy sain telini
    telini telini altin telini

    asktir duramayan akandir layya
    derinden derine yakandir layya
    ask ki yakar birgun senin belini
    belini belini sicak belini

    bir gul ki kalbime dolandir layya
    dusun ki bu son ses son andir layya
    yitirmis dilini askin gelini
    gelini gelini askin gelini

    uc

    sehir yorulmus
    bir kirik testi
    sulara veda

    yolumu kesti
    aglayan bir kus
    daglara veda

    sila kul olmus
    bir ruzgâr esti
    in cin elveda

    sevda bir sisti
    kaldi arkada
    leylak yok olmus

    nevrûz daglarda
    guzel bir histi
    simdi kurumus

    deme hevesti
    bir askti layya
    içime konmus

    istanbul bir gece ve bir garip dus
    oluler mezardan kalkmis gibiydi
    yuruyus yuruyus yine yuruyus
    yaklasan mahserin sirli eliydi

    unutmam geceydi ve tam bu saat
    bir kadin koprude oksuruyordu
    sahlandi icimde sakli duran at
    kadin suna olmus ve yuruyordu

    ne bir ruyaydi bu ne hayaletti
    gordum bizzat gördüm ve kosuyordum
    kaba sigmaz bir ruh bir tutam etti
    ruhuyla layyanin konufluyordum

    varinca koprunun tam ortasina
    kaybolmustu layya oylece durdum
    kursunlar doldurdum azap tasina
    iste tam orada kendimi vurdum

    bir cift goz ve deniz kana bulandi
    depremler icinde siir ocagim
    uykudaymis meger bu ölüm andi
    uyandim busbutun kayip yatagim

    vurulur tutkular birgun arkadan
    tukenir gencligin kara sevdasi
    kahpeler cekilsin artik aradan
    kana bulanmasin askin duasi

    bir mektup cigligi her gece veda
    uzakta uzakta koy bulbulleri
    kaçmak gibi belki aglamak yada
    minnacik gencecik kizin gulleri

    kararan yanima bir dunya dustu
    ac bana ey siir ilk yuzlerini
    kalbe dilim dilim bir ruya dustu
    diyemem diyemem ilk sozlerini

    asklar ki azaptan ve demet demet
    bir azap icin mi oter bulbuller
    yaklasan seslerin içinde hasret
    aciyor bu hasret icinde guller

    beni ey tanrim de asklardan yarat
    bir bengisu gonder cildiriyor ask
    dünya bir kahkaha inliyor saat
    korkular icinde yemyesil basak

    sonsuz cigliklarla derdi dinmeyen
    genclerin ruhunu ben hancerledim
    o cosan gonlune hukmedemiyen
    bir kizin sesine kendimi verdim

    bakip durdum sana cilgin ve saskin
    ve dustum o meshur belali derde
    sesler sirri gibi sendeki askin
    kayniyor kayniyor bilinmez yerde

    ask ver ey can gulum bize bir ask ver
    bu ask parca parca cinnet ve nese
    yagmurlar yagar da caddeler titrer
    ben bir sey ararim hep köse köse

    sen aski cildirtan bir garip kizdin
    ne sunaydi adin ne de canandi
    eridin eridin icime sizdin
    benim yalnizlikta hafizam yandi

    soldu menekseler kokular bitti
    ve kelimelerim bitecek gibi
    ask bizi birakip ilk ana gitti
    ellerim evreni itecek gibi

    zaman bir an gibi birden biterken
    ben son kelimeyi secemiyorum
    asklar için cok gec ya da cok erken
    siire bir kefen bicemiyorum

    bir siir yazilmis eksik ve yarim
    safaklarsa henüz kursunlanmamis
    layyanin uykusu ve ruyalarim
    alevler icinde henüz yanmamis

    bu siir ne diye sormadin layya
    bilseydin yeni bir mevsim olurdu
    sonunda kendini vurmadin layya
    gorundu kayboldu sevdanin yurdu

    cengelkoy kiyisi bekârderesi
    sokaginda yoksul bir evde simdi
    kaybolur sesimde layyanin sesi
    kimdim ben bilinmez ve layya kimdi

    kapanir senin de gozlerin layya
    fakulte kapisi yerinde durur
    beni deli etti bir garip ruya
    seni de perisan bir garip gurur

    son

    ben var miydim o var miydi
    bu sehrin kalbini yakan ates miydi kar miydi
    ve bir de gozleri vardi layyanin
    her gece kalbimi yardi

    gozlerin sirri soylenmemis sozler kadardi
    ben var miydim o var miydi

    sonra saclari yayildi layyanin
    donup donup evreni sardi
    ben var miydum o var miydi

    adi ne sunaydi ne de layyaydi
    ben var miydim o var miydi
    her gece bu sehirde bir insan
    sevmeyi bilemediginden
    kendini asardi
    asklar aglardi
    aglamak bir mahser kadardi

    ben var miydim o var miydi
    sahan olan bu canda
    leylak bir gunes
    ve gul ay miydi

    ben var miydim o var miydi
    adimiz bir damarda durmadan dogar miydi
    yesil gozlerim yesil gozlerim
    oyle durmadan maviye maviye
    durmadan akar miydi

    boyle mi bitsin bu oyku
    bitmeyen inleyen inildeyen bu oyku
    bitmiyor agliyor dyku agliyor sessiz
    eriyor eriyor sirrimiz mavi deniz
    eriyor guller aylar çizgisiz
    gonul yapraklarinda
    gonul yapraklainda

    bilmem bu oyku bu kadar miydi
    ben var miydim o var miydi
    soylenmez soylenmez geriye kalan
    askin dudaklarinda
    askin dudaklarinda

    varamam varamam varip bulsaydim onu
    bu siir beni hiç bu kadar yakar miydi
    ah ben var miydim o var miydi

    unutmak sozcukten olmasin ey sevgili
    acilir evrenin yuce kitabi zamanin arkalari
    gorunmez bir seste gurunur tanri
    gul ay ve bahar ve gece hep bana bakar miydi
    ben var miydim o var miydi
    ben var miydim o var miydi

    elektirik

    Senden elektrik aLamıyorum. Senden elektrik aLamıyorum.
    Senden elektrik aLamıyorum. Senden elektrik aLamıyorum. -senden elektrik alamiyorum
    -ben pil degilim!

    -senden elektrik alamiyorum kamil
    -yok oyle bele$e!

    -senden elektrik alamıyorum ilhan
    -başka birsey vereyim?

    -senden elektrik alamiyorum
    -kac gundur ugrasiyoruz burda, fisi prize bi taktirmadinki yavrum

    - senden elektrik alamıyorum...
    - çok zorlama, carpılacaksın...

    -senden elektrik alamiyorum
    -bi saniye izin ver? ben simdi duygularimi yogunlastirma karari aldim sen de elektrigin kralini alacaksin.

    -senden elektrik alamıyorum?
    -nasıl vermemi istersin?

    - senden elektrik alamiyorum
    - bir de surtunmeyi denesen? statik.. belki?

    -senden elektrik alamiyorum
    -sana kablo takmaya niyetim yok da ondan...

    -ay ben senden elektrik alamyyorum ayhan.
    -yüksek gerilim hattımıyım lan ben!!
    -ay ne bagırıyorsun beee..
    -carparım

    -senden elektrik alamiyorum.
    -kontrol kalemi soktun mu?

    -senden elektrik alamıyorum tamer.
    -önemli olan voltaj degil akımdır...

    - senden elektrik alamiyorum kaan.
    - kimden alabildin ki