salih's profileALTI EVLİYA ÜSTÜ EŞKİYA ...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
June 18 bu benim en sevdalı halimBu benim en sevda halim...
Öyle bir yerdeyim ki... Neye hasret kaldığımı unutuyorum bazen... Neye canım sıkılmıştı? .. Neye kızmıştım? .. Uyuyor muydum? .. Uyanmış mıydım? .. Bu pantolonu dün de giymemiş miydim? .. Bilmem... Belki... Garip bir duyguya tutsak olmuş durumdayım... Bu benim en sevda halim... Bu benim sensiz halim... Bu benim adam halim... Olur böyle... Olur... Defalarca “kalem”demek gibi... Ya da başka bir kelimeyi ardı ardına sıralamak gibi... Anlamını yitirir ya bir süre sonra... Ağzında gevelediğinin ne olduğunu unutur, şuursuz hissedersin ya kendini... Kalem... Kalem... Kalem... Kalem... Kalem... *** Gülerken yakaladığımda kendimi... Kaçıyorum hemen... Ayıp sayıyorum... İhanet belliyorum... Susuyorum... Artık türküleri hissetmiyorum... Söylemiyorum... Cılız bir ıslık sadece ki, onu ben bile duymuyorum... Kimsenin de duyması gerekmiyor zahir... Biri beni anlasın istemiyorum... Biri halimi hissetse tedirgin oluyorum... Hep kaçıyorum... Öfkeleniyorum... Aptallaşıyorum... Susuyorum... Öfkemle, aptallığımla, susarak kaçıyorum... Bir şey anlatmıyorum... Hiç kimse, kimsenin acısıyla ilgilenmiyor aslında... İlgilenirmiş gibi yapıyor, bunu anladım... Karşıdakinin anlatacakları bir an evvel bitsin de sıra gelsin diye “hee hee” diyor, sıkça başını sallıyor... Dinlemiyoruz, duyuyoruz... Otobüs sesi, yağmur sesi, çamaşır makinesi sesi gibi... Kulağımızı dolduruyoruz... Hissetmiyoruz... Bitiyor... Biz anlatıyoruz, sahtekarlık devam ediyor... “He hee” diyen, başını sallayan yer değiştiriyor... Kime ne anlatmalı? .. Susmalı... Acıyı örtmeli... Kimsenin üstüne salmıyorum acımı... Kim benden daha çok acır ki? .. Sana anlatamadıktan sonra... Sana diyemedikten sonra sevdamı... Neye yarar? .. Neye yarar şuna, buna anlatmak? .. Heeee? .. *** Bitecek diyorum bitecek... Bu sessiz çığlıklar dinecek.. Örtülü perdeler açılacak bir bir... Hepsi bitecek... Sokaklara çıkacağım yine... Uzaklara gideceğim biraz... Ama terk etmeyeceğim bu kenti... “Köprüden önce son çıkış” tabelasına yine gülümseyerek bakacağım... Sana gidiyor diye... Sana gelemiyorum diye... Kır kahvelerinde oturup tavla oynayacağım... Çayımı yarım bırakmayacağım... Mavi çocukları göreceğim... “Bir kadınlık” sağ yanımı doldurmayacağım hissizlikle... Dostlarıma koşacağım... Randevularıma yine geç kalacağım... Bugün yaşıyorum... Yarın da yaşarsam daha güzel olacak... Kendime kızmayacağım artık... Vazgeçtim... Sen gül diye ben soytarılık yapmayacağım... İçinden “git” dediğini duymazlıktan gelmeyeceğim... Bana aldığın kitaplara her dokunduğumda donmayacağım... Ki bu kış o kitapları yakacağım... Yasak olduğundan değil, beni üşüttüğünden... Hiçbir kitabımı yakmadım ben, yasak da olsa... Kitaplar yasaklanır, ama fikirler asla... Ben seni yasaklayacağım kendime, sen bilmeyeceksin... Susacaksın yine... Eminim hiç aklına düşmeyeceğim bir an bile... Olsun... Yıllar geçecek... Ben senden geçeceğim... Bu ateş geçecek... Ben nerde olacağım o zaman? .. Sen hangi güzel dünya ülkesinde yaşayacaksın kim bilir... Biliyorum, durmayacaksın burada... Gideceksin... Git tabii... Git... Ütopya ol benim için... Git... *** Yorgunum... Bitiğim... Şimdi uyumalıyım... Garip bir duyguya tutsak olmuş durumdayım... Bu benim en sevda halim... Bu benim sensiz halim... Bu benim adam halim... Olur böyle... Olur... Defalarca “kalem” demek gibi... Ya da başka bir kelimeyi ardı ardına sıralamak gibi... Anlamını yitirir ya bir süre sonra... Ağzında gevelediğinin ne olduğunu unutur, şuursuz hissedersin ya kendini... Kalem... Kalem... Kalem... Kalem... Kalem... Bu benim en sevda halim... Bu benim sensiz halim... Bu benim adam halim... Bu benim uykudan önceki halim... Uyudum... Uyanacağım... June 03 titanik de türkler olsaydıbiraz da gülelim ya biz şu cılgın türkler yokmuyuz ya Titanic'te Türkler Olsaydı... Kim çarptı lan gemiyi. -ya abi selim artistlik yapcam diye çarptı, çok yakın girdi buzdağlarına, ya üf ya. -allah belanızı versin lan sizin, iki dakika aşşağıya indik, batırıdınz caanım gemiyi _____________________________ lan selçuk gel lan, gel lan çabuk. -nooldu lan? -olum sarı *****le hatuna bak nasıl sevişiyor. -anaaa, çıkar cep telefonunu çabuk, hadi lan internete koyarız. -benimkisi 3310, o zaman kağıt kalem çıkar, çiziyoruz. ________________ evet sayın yolcularımız on kalem sadece bir milyon bitti mi bitmedi, yanında da dikiş ipliği. şimdi sorabilirsiniz okyanusun ortasında ne işimize yarayacak bunlar diye. __________________ -kaptan napıyorsun lan geniş alsana şu vapuru. -vapur değil hayvan, ulan titanic lan bu. batmaz, bak nasıl makas atcam şu buzdağlarının arasından hehehe. -olm dikkat et, bak şu kadar insanın vebali üstümüze. aannnanı. -yok bir şey azıcık sürttü yandan, sanayi de pasta atarlar geçer. _____________ -sadece kadınlar ve çocuklar, zorlamayın lan, sadece kadınlar ve çocuklar. huoop ne diyom lan ben, nereye. -abi arkadaş vardı, bakım çıkacağım ben. -ağzını kırarım. ____________ -kaptan bir sorun var. -nedir? -batıyoruz lan. -hass***** valla mı, inanmam? -lan yalan mı söylicez. -hahaha, batar mı olum titanic bu. -lan olum, aşşa inip baktım, su alıyor lan, nah bu kadar delik var. -hiç olur mu öyle şey, koskoca titanic lan bu, batmaz diye bindik, ben gemiden korkarım normalde. -abi batıyor yalan mı söylicem lan, şakası olur mu lan bunun. -ahhaha, ne ********* yicez lan. hangi **** yaptı lan bu gemiyi hahahayt. sıçtık yani. hahahaha. nasıl batar lan, bana batmaz demişlerdi hhahahhark. s***** lan ağzıma hhhhahahaha. ___________ kaptan aşşağıda baya büyük bir delik var, su alıyoruz. -şurda beyaz çimento var, onunla kapatın şimdilik, sonraki limana kadar idare edelim, sonra sanayiye götürürüz. ______________ abi buzdagi geliyo be - ööf öf - neresinden baksan 4 trilyon eder bu gemi.. tam gobekten carpacak ba ba ba. tersanede de dogrultamazlar bunu. - sigortasi bi$eyi vardir abi.. kamaraya gidiyorum cuzdani telefonu alayim - bizim gocuklari al gel de u$umeyelim.. valizleri neden almiyorlar sandala anlamadim ki __________________ nerde lan o, nerde ****nin evladı, nerdeee. -abi sakin ol, abi sakinleş, kimi arıyorsun. -nerde lan geminin sahibi, nerde o *********. -abi bırak levyeyi uyma abi adama. -nerde lan, insan olun azıcık, batacaksa batacak deyin lan *********ler. delikanlı olun lan, batmayacak dediniz lan adi herifler. -boşver abi, battık zaten, uyma sen ona. -ya insanı sinirlendiriyorlar yeaa. ___________ kaptan gemi batıyor napıcaz -oğlum önce kadınlar ve çocuklar -abi boşver ben 2 flika ayarladım birinde sen birinde ben arazi olucaz -lan ********* o filikalar 60 kişi alıyor -olsun abi rahat rahat gideriz mehtaba karşı ________ abi gemi su alıyor -oleyyy be , ulan adam amma tekme attı be,gel yusuf gel bak kickbox turnuvası seyrediyoz -ama abi gemi... -yav s****m gemisini bak amerikalıları yendik turnuvada _____________________ valla nasıl oldu bilmiyorum, ordan birden bir buzdağı çıktı, ortadan girdi. ben kendi yolumda ilerliyordum. -tamam abi sakin ol, su getirin, ne bakıyorsunuz lan, dağılın işte, çarpmış adam olmuş bitmiş. -nerden geldi nasıl geldi allah allah. -tamam abi sakin, fazla zarar yok zaten, iki çizik var. -onca yıllık kaptanım, allah allah, nerden çıktı... ____________________________________________ ulan nooluyo, anaa, ulan anaa, yardık ya gövdeyi. -kaptan iki saattir yırtıyorum bi taraflarımı. -ne dedin lan, ne dedin uyarır insan. -abi insaf yaaa, iki saattir aysberg var diyorum. -ulan aysberg ne lan, aysberg saysberg diye zırlıyor dibimde. ne biliim lan ben aysberg ne, buzdağı desene şuna, ben de aysberg deyince ufak bir şey sandım, britanyanın köpeği. öysbörgmiş. cibilliyetsiz ___________________ abi ne yapıyorsun? -buzdağı var. -niye selektör yapıyorsun buzdağına. -o çekilsin lan. -abi manyak mısın? hadi abilik sende kalsın, kır yana biraz. -olmaz lan, selektöre devam. -abi evde kardan kadınla mı sevişiyorsun? ________________________ -hoop, nereye. -biz de bineceedik. -dingonun ahırı mı lan burası. titanic bu, turyol motoru değil. -akbil vardı. -hadi ikile. -para geçiyor mu? -allah allah. -biletini nerden alabilirim. -bela mısın? -karı kız ortamı iyidir dediler de bana. -yok full erkek burası. -ama yalan söylemeyin lütfen bakın orda bir sarı çocukla bir kız sevişiyor. -kardeşim gider misin? kapama titanic'in önünü.FPRIVATE öümm sırasında azrail ile konuştuklarımKlasik bir gün... Diğerleri gibi, sıradan bir başlangıç... Nöbetçi arkadaştan öğrendiğime göre, gece problem çıkmamış cihazlarda. Bu iyi haber işte! Zaten dünden devam eden 2 tane sistem arızası vardı. Cihaz odasındaki klimalar da problemli. Hem de ta kurulduğu günden beri! Bugünde firmanın birinden eleman gelecek, onlarla ilgilenmem lazım. İş çok bugün! Akşamı nasıl ederim bilmem. Bu hafta çok yoğun geçecek. Sezonda başladı malum. Beklentilerimiz epey yüksek. Neyse, odama gittim ve kapıyı kapadım. Bilgisayarımı da açtım ve maillerimi kontrol ediyordum ki, kapı çaldı. "Girin" bile diyemeden kapı açıldı ve içeriye bir "şey" girdi, kapıyı da kapadı hemen! Aman Allah'ım! O da ne!? Tanımlayamadım bir türlü. Kadın desen değil, erkek desen değil, turist belki! Bir çirkinlik abidesi! Kesin 10 gün rüyalarımın baş rol oyuncusu olur. Ona "Kimsiniz?" diye sormama bile fırsat kalmadan: - Hadi kalk gidiyoruz! dedi... Aaa! Hem de Türkçe konuştu! Şaşırdım ama bozuntuya vermedim. - Sizi ilk kez görüyorum. Kimsiniz? - Ruhunu bedeninden söküp almak için görevlendirilen meleğim ben! Nam-ı diğer Azrail! Cehennem habercisi! - Dalganın sırası değil şimdi. Lütfen odamı terk edin. Yoksa güvenliği çağırırım! - Çağırsan ne olur? Beni sadece sen görüyorsun! - Dalga geçme. İşim gücüm var benim. Seninle uğraşamam... Bir yandan Azrail değildir diyorum ama böyle bir kişinin bana haber verilmeden buraya kadar gelmesi imkansız ki! Eyvaaah! Ya gerçekse! Bittim ben, bittim! Savsakladığım namazlarım, ahirette buruşturulup yüzüme çarpılacak olan oruçlarım geldi aklıma... Ufacık dünya menfaatleri için teptiğim Allah'ın emirleri geçti gözümün önünden hızla... Eti için kesilen bülbül, tahtası için yakılan saz gibi... Gayri ihtiyari: - Mesai saatleri içinde olmaz! deyiverdim. Sanki benden bitecek bir işi varmış gibi... -Neden? dedi. -Şu an hazır değilim! -Neye hazır değilsin? -Kabirde ve öbür alemde başıma geleceklere! -Ama senin son kullanma tarihin bugün son. 08:57. Sen ayvayı yedi... Hem sana yeterince vakit verilmedi mi? -İnan ki, bu yaşta öleceğim hiç aklıma gelmemişti. -Neden? -Gencim daha, ciddi bir sağlık problemim de yok. Turp gibiyim evelallah! -Senin yolun mezarlığa hiç düşmüyor herhalde! Ya da hastanelerin acil servislerine, morglara! Oradakilerin hepsinin teni buruşuk mu? -Değil de yani!... Bana 1-2 ay kadar daha süre tanısan? -Bu kadar kısa bir sürede ne yapabilirsin ki, onlarca yılını heba etmiş biri olarak? -İbadet borçlarımı öderdim... Kaza üstüne kaza ederdim namazlarımı deliler gibi... Kalplerini kırdıklarımdan, üzerimde hakkı olanlardan helallik dilerdim. Dünyanın öbür ucunda olsalar, taşların altına saklansalar gene de bulur, her şeyimi verir, haklarını helal ettirirdim. Üzerimde kul hakkı kalmasın diye... Daha vasiyetimi bile yazmadım hem! -Yeterince vaktin vardı! Yapsaydın! Neden düşünmedin? Engel mi oldular sana? -Hiç ölmeyeceğimi sanmıştım. Hep başkaları ölüyordu, başkalarının selaları okunuyordu minarelerden. Ben muaftım sanki ölümden. Meğer bu iş parayla değil, sıraylaymış. -Bir sene önceden haberin olsaydı geleceğimden, neler yapardın? -Kalan zamanımı çok iyi değerlendirirdim! -Hadi be sen de! Kimi kandırıyorsun! İlk 2 gün iyi giderdin. Namaz-niyaz full, sonra dönerdin gene eski haline. Bulurdun bir de bahane kendine. Her şey yine eski hamam eski tas olurdu. Bir rüyaydı o derdin sana verdiğim habere, kendini avutmak için... Haklıydı! Kaç kere hastalık geçirmiş, kaza atlatmıştım... Bunların hepsi birer haberdi aslında ama üzerimdeki etkisi çoğu zaman 2 gün bile sürmemişti... Ama şimdi kafamı taşlara vurmaya bile vaktim yoktu artık!... Bu arada telefonum çaldı. Başmüdür arıyordu. Önemli bir arıza varmış, trafiği durduran. Acil gitmemi istedi. Her şey önemini kaybetmişti ki benim için: para, pul, mevki, kadın, nefs... Her şey sıfırla çarpılmıştı. Can derdindeydim ben. Bir de baş da olsa arka da olsa müdürle veya başka bir şeyle falan uğraşacak durumda değildim. "Bırak bu fani işleri" deyip kapadım telefon suratına müdürün... Baktım sırıtıyordu Azrail. Demek alışkındı benim gibi jetonu iş işten geçtikten sonra düşenlerin panik hallerine. Ben de güldüm gayri ihtiyari... Neye güldüysem! Ağlamayı bile beğenmemem lazımken!... En iyi savunma saldırıdır taktiğine geçtim hemen! -Hem sen, Azrail de olsan, can almakla da görevli olsan nihayetinde bir melek değil misin? Ne bu surat? Korku filmindeki yaratıklar gibi! Allah seni nurdan yaratmamış mıydı? -Nurdan yaratılmasına nurdan yaratıldım. Bu arada laf aramızda, güzelliğim dillere destandır. -Hiç de öyle görünmüyorsun ama! Notr Damın Kamburu bile sana on beş çeker. -Orası öyle! Ben de surat çok! Ama sor bakalım senin yanına neden bu suratımla geldim? Utanma sor, sor! -Neden bu suratla geldin yanıma? -İnsanın ameli güzelse ona güzel görünürüm ben. Hayatını Allah'ın rızasına göre dizayn etmeyenlere de çirkin görünürüm. Şimdi sana göründüğüm gibi! Ben senin aynanım şu anda. Kalp gözü açık olanlar, yüzüne baksalardı seni böyle görürlerdi! -Desene EYVAH! -Eyvah ki ne eyvah! -Birazdan kabirde başına neler gelecek biliyor musun? Karşılama mahiyetinde? Ön sıcaklardan! -Pek hayra alamet değil şu anki verilerim. -Okusaydın Allah'ın kitabından, Resulünün sünnetinden!... İşin ciddiyetini kavrasaydın, uykuyu haram ederdin gözlerine!... Neden okumadın?... Bir arkadaşından yıllar önce gelip de hiç okumadığın bir mektubun var mı? Ya da açmadığın bir mail? Madem Allah'ın kitabının kapağını açmadın, bük boynunu ve sus! - Dünya meşgalesi...Geçim derdi... Para, mevki, nefs, kadın... Çepeçevre kuşattılar beni, kıramadım sarmalı! -Halbuki dünyada kalma süren ne kadar azdı oran olarak! Bunu da biliyordun üstelik! Birazdan gideceğin hayat ise ebedi! Nasıl olur da senin gibi akıllı geçinen bir adam okyanusu unutur da bardakta boğulur? (Haşa) Allah'ın yerine kendini koy! Senin gibi bir kula müstehak değil mi azap! Bunca akıl vermiş ilim vermiş, dininden seni haberdar etmiş... -Haklısın! Ama dünya gözle görülüyor ama öbür dünya gayb, göz önünde değil! -Merak etme, biraz sonra ölünce, gaybın önündeki perdeler kalkacak!... Kuran'da ve hadislerde anlatılıyor bunlar. Sen de okudun hem! Üstelik başkalarını uyaran yazılar da yazdın. Muhtelif yerlerde anlattın bile! Neden o zaman bu gafletteki ısrarın? -Başkalarına nasihat verirken kendimi unutmuşum... -Allah da din günü seni unutur o zaman! Bir yandan ele öğüt verirken diğer yandan da kırmadık söğüt bırakmadın ortalıkta! -Maalesef, biliyorum, kendim düştüm ve ağlamaya hakkım yok. -Kendin ettin kendin buldun! Hadi artık gidiyoruz, fazla oyalama beni. Senden sonra iki gafil daha var sırada! -Bırak çekiştirmeyi ya! Nereye gidiyoruz? -Allah'ın sana hazırladığı azabı tatmaya. -Doğru adrese geldiğinden emin misin? Benim adımda çok insan var da, hani o bakımdan! -Adın gibi eminim. Zaten nokta tarifler var elimde. Iskalamam mümkün değil! -Son bir şey soracağım: Allah'ın rızasına uygun olsaydı yaşamım, nasıl olacaktı ölümüm? Nasıl bir diyalog geçecekti aramızda? - Ben senin canını almaya gelince yüzümdeki güzelliği görünce hayrete düşecek ve: "Aman Allah'ım! Bu ne güzellik! Rüyada mıyım ben!" diyecektin. Çünkü o zaman cennet müjdecisi olacaktım sana, şimdiki gibi cehennem habercisi değil! Seni Rabbine götürmeye geldiğimi söyleyecektim. Sen korkuyla karışık: "Rabbim benden razı değilse?" diyecektin. Ben de yüzümdeki güzelliği hatırlatıp korkmana gerek olmadığını söyleyecektim. İçini bir huzur kaplayacaktı. -Keşke hayatımı yeniden yaşayabilme imkanım olsaydı... -Geçmiş olsun!... Neyse! Ailen ve sevdiklerin aklına gelecekti bir bir... Ama onların da zamanı gelince dünyadaki rollerinin son bulup yanına geleceklerini hatırlayınca rahatlayacaktın... Tereyağından kıl çeker gibi ayrılacaktı ruhun bedeninden... Bulutların üstünde gibi, yumuşacık.... Haberin bile olmayacaktı. Gül bahçesine girer gibi... Tüm hücrelerinde hissedecektin mutluluğu... -Ama şimdi -Çığlık atmayı bile beğenmeyeceksin çekeceğin acıdan!... Saat de tam 08:57 oldu. Bak konuşmaktan kelime-i şehadet bile getirmeyi unuttun... ... Gözümün önündeki perdeler açılmaya başladı... Gayb meğer ne yakınmış... Keşke iş işten geçmiş olmasaydı... Neler yapmazdım ki! Artık hiçbir değeri yok "keşke"lerimin... ÇARP SIFIRLA! okuyabilirmisin hiç sanmıyorumkaranlıklarda çok az kalmışsa zaman aşk için konuşmaya kaybolup gitmişse canan ve vakit yoksa ağlamaya onun aranan bakışlarından şiirlere can damarıma kan gibi bir alev dolanmıyorsa ben bu karanlıklarda susmaya dayanamam ırmak olmuş bakışlar akıyor akıyor böyle duramam aşk yarılmak üzere bir gökyüzüdür şimdi ki varolmak adına kanıyor kanıyor artık susamam ilk sezgi ilk rüya ilk kelimeler ben tutkunu oldum hıçkırıkların konuşan ve susan o inlemeler akar denizine tüm çığlıkların gül ay ilk sevgiler ve bilmemeler fakülte önünde bir rüzgar esse ne faytonlar geçer ne çocukluğum çırpınan halimi bilmiyor kimse yanağımda deniz ayağımda kum boğuldum boğuldum artık gülümse gülümse gülümse gülden yumuşak bir deniz gözlerin uçsuz bucaksız olsa da ufukta kanlı bir şafak gel anla bu aski mavi gözlü kiz gulumse gulumse atesten sicak urperir tum dunya aglar cocuklar ask yanar dayanmaz yakar bahari sendedir mevsimler ruzgâr sonbahar altin saclarinda renklerin sirri urperir gozkirpar beyaz bulutlar lambalar sonuyor yagmur yagacak artik bir kelebek intihar eder soyleyin layyaya neler olacak yuzumu yalayan mesut kediler lambalar sondukce artiyor sagnak atma cicekleri kuller ustune daglarda bir nevruz olup aglama cocuklar oynuyor bak dOne dOne inceden bir sizi dusmus yarama atma çiçekleri seller ustune yagmur cagiriyor o toprak damlar yagmur cagiriyor o muthis mavi golgeyle savasan cirkin adamlar opuyor durmadan bir kucuk devi yagmur cagiriyor bugulu camlar ben bu sehre artik veda edemem acmissa gul olup gogsunde olum bu aski bu halle sana diyemem yuruyen dehseti ben oldururum sen askin annesi sen cilgin matem bir dunya uzuyor bos odalarda sönmüsse yildizlar ne ariyorum cigliklar canverir gece ardarda sana ben sislerden yalvariyorum ben yeryuzunde ben sevdalarda kul edip birakma yanan basimi bir hal gelir sonra ben yasayamam gel bir ses bogmadan su genç yasimi tukenir sozcukler sureler tamam bir resim eylersin aglayisimi sonuyor gozlerim bos odalarda yalnizim boslugu yumrukluyorum ask ve ten bir yalan aska dalar da sonra olur diye çok korkuyorum gezginler kosuyor tum adalarda sessizdir yeryuzu ve kosar cinler dunyanin cebinde bir delikanli ses verir geceye ve sehri dinler uyur gencecik kiz gozleri kanli etsek de biz aska nice yeminler ey gorkemli kusmuk universitem kara kitaplara damliyor kanlar sevda perde perde bir yüce matem biz bir evren gizi bizi kim anlar layyada cigliklar ve bende sitem islakmis gozleri sevmisim diye nazlanir kahkaha atarmis sonra bir bulut etseydim ona hediye goklere karisir yatarmis sonra tutarmis sacini ibrisim diye tutarmis irmagi ve gozyasimi onun duslerinde olup bitenler getirse yagmurdan arkadasimi karisir yagmura karanlik tenler yeryüzü dizinden atar basimi tenimde ceylanlar bir yaris gece gözleri gozleri layyanin deniz geciyor ruhumdan essiz bilmece aglamak ki ucsuz bucaksiz bir iz giriyor trenler son donemece dunya tren tren akar yollardan bir adam savrulup gurbet oluyor anneler bakiyor tum balkonlardan ve annem eriyip hasret oluyor layya donup donup bakar yollardan gozler islak gozler ceylan ak gozler turnalar yagmura kapanir simdi akiyor akiyor bir irmak gozler carpar da ruhuma utanir simdi olunce topraga akacak gozler zakkum cicekleri kursuna donmus titriyor arzuyla kizin elleri kalbimde icice coller bolunmüs bir ruzgâr tutuyor butun selleri ruyalar karanlik lambalar sönmüs evinin icinde ruhum dolasir yagmur hafif hafif vurur camlara her guzel kalbinde bir hancer tasir ve bir ask yerlesir los aksamlara ruhunun icinde ruhum dolasir artik olum benim icime konmus umut etmem artik olecegimi kar yagar dizlerim yatagim donmus bilmezdim urperip gulecegimi neylersin yuregim gule dokunmus can gulum hulyalar ve seni sevmek ve soyliyememek aglatir beni konusma dillerin alevlenecek kar dolu bir goge al yatir beni kar altinda asklar karinca bocek isiktan da aydin kacak bakisin onune kendimi koysam duramam beni bir renk yakar kumral sarisin gunesin sirrini boyle bulamam isiktan kapisi sonsuz bir kisin ve suskun asklarin gozbebekleri icice gölgeler tanri ve kadin opuyor bir kara sevdali yeri ben yalan bir varlik sen bir ruyaydin ucurdun ruhunda kelebekleri merhamet pinari dagda bir peri bir masal icinde unutulmustur ben seni sevdigim o gunden beri kalbim mahkum gibi ve tutulmustur kalbine ki kalbin sevgi mahseri gonule iskence bir azap tasi bir mendil birakip ve gidiyorsun sigara ve kuller ask haritasi birak bos hedefe katiller vursun karanlik karanlik bir ask hatasi sehir bunaliyor intihar kadar gozlerin yok gibi donmus kurbana kim kime ve nasil canini adar dilin mi tutuldu kalk anlat bana ruhunda ruhumu ucuran rüzgar anlasana gece kara dert kara bembeyaz bir kader ve sessiz günah kalbimi actim ben sert rüzgarlara yenik isyanlara parca parca ah anlasana gece yara ask yara kosup pesinden ben nefes nefese yillar yili seni arayacagim kavussam sonunda buyuk hevese sevincten dizçokup aglayacagim el edip sirrimi soran herkese dus gordum sen yoktun cok uzaklarda yusuf ile kenan gorunuyordu bir cocugun gozu ak bayraklarda durmadan zuleyha olmez diyordu sen kendi gogunde ben sokaklarda boynu bukuk bukuk aciyor safak günler zor geciyor viranelerde ben daha ölmeden su evrene bak yakma ellerini al perdelerde herkes pisman herkes deli olacak safaklara vurur korpe çagrilar cogalir sancisi dudaklarimin bir sirri yakar bu yolunan sacclar inler arasinda parmaklarimin safaklara vurur sessiz agrilar gecelerde mini kediler uyur sessiz sessiz aglar kuçuk bebekler layya bu siiri dunyaya duyur yine de sirrimi bilmeyecekler bir sofra kur goge askini doyur o guzel kalbini nasil vururum surgunden sürgüne atsa da beni layya seni anar anar dururum gemiler arzuyla acar yelkeni korkular cagirir hain gururum bir gemi yelkeni kanlara acar ben surgun anlari anip aglarim kurtlar gezer dagda kuzular kacar kalbimi elime alip daglarim ne gokler alcalir ne kuslar ucar içimde bir hic var inanmadigim savastan savasa gelirmis veba bir nese içinde ben bir cigligim dost kardes sevgili anne ve baba ne kaldi dunyada tanimadigim bir mavi isigin elleri degmis disimda icimde hep cizgi cizgi ve layyam basini önüne egmis tutturmus kendince bir garip ezgi ruyasi göklerden düsen bir cigmis mahzun bos ellerim ah gulum layya gozlerim gercek mi yesil gozlerim bir daha donmedi bulbulum layya ondandir yaniyor karda dizlerim yaniyor her yerim ah gulum layya saskin saskin dusen kara bakma sen uzanir goklerin kaderi bize ddnussuz yollarda gidip beklesen verirler söylenmez haberi bize ruhunu birakip böyle cikma sen golgesi dunyanin nerelerdedir geceden geceye donermis geri asktan mi hulyama serilen sedir doner durur askla gogun dipleri ve uzaklar done done delirtir ey dudaklarimda zamanin pasi cildirma belasi gibi aramak kana boyanan bir gelin yazmasi agitlar icinde olume durmak olumler olumler hicligin yasi cennet ve cehennem ve gulum suna incecik ruhumun sarkisi agir yer ve gok yer ve gok donmus efsuna bin kapi ardindan bir melek cagir ve cagir cinleri ask uykusuna cagir gelsin hayat sonra intikam sevdalar dusumun salincaginda asklar yarim yarim garip bir aksam kederden bir nehir varlik daginda gelsin gözyaslarim gelsin ihtisam disarda insanlar vahsi ve yamyam ve asklar degismis asklar kudurmus icerde bu garip bu yalniz babam bir geyik postunda kiyama durmus belki sevmem daha belki uyanmam onlar ki dunyanin gariplikleri bu yoksul dünyada ben onlardanim onlar ki sevdanin son iplikleri bir ruya ugrunda yananlardanim yanmak ki dunyanin delilikleri ufukta bir sehir ve gulum layya elleri elleri asili goge sirtimda bir hancer bir olum layya gel cikar dönmeden kanli cicege bak kendini bogan bir golum layya istanbul ve bursa arasi yollar gozlerin yollari asiyor gibi ve olum askina acilan kollar kollarin içinde yasiyor gibi kalbimle kalbinin yarasi yollar ezmeden ezmeden kaldirimlari bu sehrin kalbini diri isterim bir kursun cagirir tum ruyalari ben o an en guzel yeri isterim denizi masmavi kuslari sari nisan yagmurlari ne zaman gelir kurak askimiza bir pinar gibi bizi anneler ve cocuklar bilir ne zaman gorunur denizin dibi denizi ne zaman birakir nehir gozlerini layya yukari cevir birsey sallaniyor ucsuz bucaksiz umutlar devrilir asklar devrilir yaz biter mevsim kis agac yapraksiz beyaz pencereden karanlik gelir delilik ve cinnet içinde suna topraga bir tohum birakiyorum agitlar düsüyor dudaklarina ben uzani goge gul takiyorum yakacak gunum yok artik yarina olumun alnindan opmek icin mi bu telas bu kosu bos anonslara ve hulya kurmayi bilmek icin mi sinema bileti son seanslara hayati hayata bolmek icin mi gokler ki yerlerde arar yildizi gunduzden de isik gece tum yollar ey sehrin kaybolmus efsane kizi gokler seni anar sabaha kadar gokler ki ruhunda sarar yildizi dondurma yiyen kiz hani dondurman dindirir mi artik izdirabini bosuna dusleri hep hayra yorman ruzgârlar dolanir arar rabbini bir esarp bir yildiz ates ve orman kuskun bir hatira bir alkis layya ben ki sehir sehir arar dururum topraga karisan yakaris layya seni siir siir arar bulurum titriyor istanbul bu son kis layya karanlik yalnizlik icre karanlik bakisin geceme damlarken benim sonra kalabalik sonra issizlik ruhunda ruhumu ararken benim kara kara akan deli yalnizlik bir gelin ruyasi atesten duvak icinde aklima sen geliyorsun az sonra geceden resmin cikacak yaptigim resimde hickiriyorsun sende bir deniz var beni bogacak ask nedir ask nedir diye sorana bir mahser icinde yalnizlik dedim sevda ates gibi girince kana uguldayan sehre issizlik dedim yikadim andimi geldim kapina gokyuzu uzakta degilse seni firat koprusune goturecegim bulmak icin gelen kara treni her gece bir turku bekleyecegim tanridan esinti yagmurdan ninni bir gelin ruyasi bir yalin duvak içinde aklima sen geliyorsun sende bir deniz var beni bogacak bir gulusun kalmis bir dus olmussun hersey ciglik ciglik hersey yalnayak kapilar kapanmis hickiriyorsun ve maviyi geri istiyor kuslar aydinlik aydinlik ama sen yoksun bir resim yaniyor sonra sususlar soyleyin oyleyse beni kim vursun iki leylaklar yas tutuyor bu sehrin otesinde zindanlarda gül acmis bu gece duyuyorum kaybolup gitmis sesim senin tatli sesinde bu gece bir kartali oldurmek istiyorum ruyamda bir mezarin son defa yanan mumu ve zakkum agaclari tirmaliyor ruhumu sana bu gece benim artik kayboldugumu soylenmemis sozlerle bildirmek istiyorum kimi uyur ve kimi dansa baslar delice biri bu dansa bakip matem tutar gizlice bense burda yapyalniz tam bu saat bu gece bu sehri bastanbasa yurumek istiyorum gulum layya istersen hancer daya gogsume kimse sahit olmadi sevdaya kustugume gecelerden bu gece bu sogukta ustume seni yalnizca seni ortunmek istiyorum evrende paramparcca guzelligin aynasi kivrim kivrim bir sevda uzun bir yilan dansi ve insanlar hep aski inkara hazirlanan bu inkarla delirip hep bu inkarla yanan uzaktaysa durmadan yagan dogu karlari daglarda sakli duran keklik yumurtalari ve mecnunun colunde karincalar böcekler bulunca o sarkiyi artik ölmeyecekler ve o sarki dilimle dilinin arasinda o sarki kanar durur bir ceylan yarasinda ceylanlar yaylalara mecnun gibi kosarlar uzanir mecnun mecnun sinemizde savkirlar inler durur sarkilar ki o bensiz ben onsuz bu duygu yakar beni o sarki kadar sonsuz sonsuz bir agit iner gercek kara habere gulum layya kendini atar harabelere harabelerde izler silinir sessiz sessiz ben layyadan uzakta olur muyum habersiz kara haber tez bulur bekleyen yurekleri doldurur birileri bosalan tufekleri cekilince kursunlar her ses kendine doner bir hayat yanar yalniz butun hayatlar soner her gece insan kendi kendini yakmakta ufuklar aglamakta ve bir tren kalkmakta bir tren midir yirtan geceyi bastan basa vurma be gulum vurma basini tastan tasa durma gulumse layya bak horozlar otmekte bu siir bitmemekte bu siir bitmemekte bak tedirgin ceylanlar araliyor zamani gulum layya gulusun yaraliyor zamani ve sen benim sunamsin ama ben gidiyorum caresiz ellerini kaldirsan da goklere bu askin inancina yeminler ediyorum ayrilik dua olsun kuslara boceklere layya seni buldugum anda kaybediyorum ne kadar benziyorsun renkli kelebeklere dogmamis bebeklere intikam diliyorum guneslerin ufkunda tutamayinca seni aradim hep aradim bir mumun isiginda ve mumlar alevlerde tuketince golgeni kaybettim ben kendimi cinlerle kafdaginda bir mezara gomulen hatiralar treni sakliyor seni beni bir mahser topraginda gunes gibi kendime katamayinca seni ey uyku zalimligi hizla eriyen zaman dansediyor yumulan gozlerimde yilanlar yanaklari dunyanin layya senin aglaman efsane haber tasir artik baylar bayanlar savurur sapkasini suya bir yavru ceylan vurulur ceylan gibi canandan ayrilanlar vurulur aglamanin ince parmaklarindan bir yudum cay içerek kahvelerde oturmak seni dusunmek için bahane olmus bana ve dogranan yudumdan tatli vakitler kurmak girmis hirsizlik gibi ruhumun arasina beni beklermis deniz akip gidermis irmak katarmis beni kizlar yurdundaki yasina bir yudum gokyuzuyle otelerde oturmak kalmadi lugatimda bu halin kelimesi nazli taze gunlerden isyana kosuyorum bir kiz gulumsemesi uzak bir bomba sesi ben bu müphem düyada acilarla sarhoflum olmadi hiç ruyamda bir guvercin kafesi dunyada olamadi benim bir sai kusum kalmadi ceblerimde gunlerin kelimesi layya yenikapida ruhunu aramasin aramasin ruhumu cagdas harabelerde onu sonsuzluklara bu tek siirle asin ceylanlar avcilari dusursun yine derde layyalar dogmaz diye anneler aglamasin gulumseyecek layya her kizdaki kederde hayat bende kaybolan huyunu aramasin ararsa beni layya baslarsa aglamaya parlar mi gokkusagi boynunda mevsim mevsim koynunda yalnizligin sehir kapali aya tenimin mendilinde dilim dilim bir isim ben ki minnacik acun guller fiskiran kaya alip gitsem ruhumu taninmasa cesedim baslarsa aglamaya ararsa beni layya ben yeni bir inanca gocerken tek basina dehset gozyaslariyla bir gece oruyorum geceler ki yürüyen sinirsizlik tasina tozlu yollar boyunca hep seni goruyorum bir cinnet opusuyum cigliga gozyasina bakis ince bir resim durmadan yuruyorum gok yeni bir intikam bicerken tek basina alip dola boynuna kimsesiz odalarda ta kalbinde kivranan kivranan ellerimi ayrilik ilik evren limansiz adalarda kosturur safaklara yalnayak seherimi gunesini al da gel konus karanliklarda kesmesin su ellerim burada kaderimi alip dola boynuna en sessiz adalarda yorulmam cilelerden cilelerle uyusam bir ninni siril siril yatsam su kenarinda bir evren tutsulenir senden bir nefes duysam ve yikanir oluler bengisu pinarinda kandan ve gozyasindan seni damitip yazsam canlanirsin dunyanin en derin duvarinda yoklugunda oteden gölgelerle uyusam birgun sona erince bu dunya cehennemi sen de anlarsin artik aynalar yalan söyler olum erken olmasin çok ozledim annemi o yagmurlu turkuyu simdi ancak can soyler hatirlanmaz sularda neyle sevisir gemi bir de boyle turkuyu yardan ayrilan soyler eriyince ufukta bu ruya cehennemi cobanlar kavallari damardan ufleyecek bakip bakip ruhumda kurdugun saltanata bir bulusma bahari bir gelincik bir cicek agliyor ötelerden hazan olmus hayata her hazan kivriminda bin bahar dirilecek baharlar uzar nile ve diceleye firata cobanlar kavallari bahardan ufleyecek uzanir sereserpe parka fakir adamlar kusdilini konusur uzakta bir yabanci günahkâr yüregime taze korkular damlar her yanda dilenciler kaderime duaci ne bu ask unutulur ne de o genc idamlar ne hoca anlar halden ne de cingene falci uzanir sereserpe goge cesur adamlar ki gokyuzu yeryuzu arasinda bu sevda nasil yolsun anneler sacini nasil yolsun oncesiz ve sonrasiz bir aclik aglamada sana ey yalan ruya kara yilanlar dolsun bendedir zalimlikler ve ak gozler layyada beyaz dusu karartan kara eller kahrolsun kahrolsun gokyuzune sicramayan her sevda gokkusagi altinda gelecegin kosusu yildizlar kanat olsun ve merhamet merhamet tukensin istiyorum yalan ölüm korkusu bir gelin bir bebege bir genç bir gence hasret açar artik sirrini colde sakli kalan su gunahsiz bir sevdaya acilir kutlu cennet ve layyanin alninda gelecegin kokusu artik veda edemem bavullarimi yaktim artik veda edemem yandi firat koprusu bütün günahlarimi artik sana biraktim giriyor gunahina bir kus bir ask dlusu cocuklar olmasaydi inan aglayacaktim sonkez söyleyecektim bir bulusma turkusu bense hain saclara kanli cicekler taktim gorunmez bir yerden optum dilini dilini dilini gizli dilini ask simdi bir yalan yalandir layya ve bahar ve basak talandir layya sen sicak bir yarim dusun gelini gelini gelini askin gelini bulandir denizi bulandir layya basini basimla dolandir layya bir sozcuk olsada tutsam elini elini elini nettin elini kandir bu inceden yanandir layya ve candir sevdadir canandir layya nasil savurdun oy sain telini telini telini altin telini asktir duramayan akandir layya derinden derine yakandir layya ask ki yakar birgun senin belini belini belini sicak belini bir gul ki kalbime dolandir layya dusun ki bu son ses son andir layya yitirmis dilini askin gelini gelini gelini askin gelini uc sehir yorulmus bir kirik testi sulara veda yolumu kesti aglayan bir kus daglara veda sila kul olmus bir ruzgâr esti in cin elveda sevda bir sisti kaldi arkada leylak yok olmus nevrûz daglarda guzel bir histi simdi kurumus deme hevesti bir askti layya içime konmus istanbul bir gece ve bir garip dus oluler mezardan kalkmis gibiydi yuruyus yuruyus yine yuruyus yaklasan mahserin sirli eliydi unutmam geceydi ve tam bu saat bir kadin koprude oksuruyordu sahlandi icimde sakli duran at kadin suna olmus ve yuruyordu ne bir ruyaydi bu ne hayaletti gordum bizzat gördüm ve kosuyordum kaba sigmaz bir ruh bir tutam etti ruhuyla layyanin konufluyordum varinca koprunun tam ortasina kaybolmustu layya oylece durdum kursunlar doldurdum azap tasina iste tam orada kendimi vurdum bir cift goz ve deniz kana bulandi depremler icinde siir ocagim uykudaymis meger bu ölüm andi uyandim busbutun kayip yatagim vurulur tutkular birgun arkadan tukenir gencligin kara sevdasi kahpeler cekilsin artik aradan kana bulanmasin askin duasi bir mektup cigligi her gece veda uzakta uzakta koy bulbulleri kaçmak gibi belki aglamak yada minnacik gencecik kizin gulleri kararan yanima bir dunya dustu ac bana ey siir ilk yuzlerini kalbe dilim dilim bir ruya dustu diyemem diyemem ilk sozlerini asklar ki azaptan ve demet demet bir azap icin mi oter bulbuller yaklasan seslerin içinde hasret aciyor bu hasret icinde guller beni ey tanrim de asklardan yarat bir bengisu gonder cildiriyor ask dünya bir kahkaha inliyor saat korkular icinde yemyesil basak sonsuz cigliklarla derdi dinmeyen genclerin ruhunu ben hancerledim o cosan gonlune hukmedemiyen bir kizin sesine kendimi verdim bakip durdum sana cilgin ve saskin ve dustum o meshur belali derde sesler sirri gibi sendeki askin kayniyor kayniyor bilinmez yerde ask ver ey can gulum bize bir ask ver bu ask parca parca cinnet ve nese yagmurlar yagar da caddeler titrer ben bir sey ararim hep köse köse sen aski cildirtan bir garip kizdin ne sunaydi adin ne de canandi eridin eridin icime sizdin benim yalnizlikta hafizam yandi soldu menekseler kokular bitti ve kelimelerim bitecek gibi ask bizi birakip ilk ana gitti ellerim evreni itecek gibi zaman bir an gibi birden biterken ben son kelimeyi secemiyorum asklar için cok gec ya da cok erken siire bir kefen bicemiyorum bir siir yazilmis eksik ve yarim safaklarsa henüz kursunlanmamis layyanin uykusu ve ruyalarim alevler icinde henüz yanmamis bu siir ne diye sormadin layya bilseydin yeni bir mevsim olurdu sonunda kendini vurmadin layya gorundu kayboldu sevdanin yurdu cengelkoy kiyisi bekârderesi sokaginda yoksul bir evde simdi kaybolur sesimde layyanin sesi kimdim ben bilinmez ve layya kimdi kapanir senin de gozlerin layya fakulte kapisi yerinde durur beni deli etti bir garip ruya seni de perisan bir garip gurur son ben var miydim o var miydi bu sehrin kalbini yakan ates miydi kar miydi ve bir de gozleri vardi layyanin her gece kalbimi yardi gozlerin sirri soylenmemis sozler kadardi ben var miydim o var miydi sonra saclari yayildi layyanin donup donup evreni sardi ben var miydum o var miydi adi ne sunaydi ne de layyaydi ben var miydim o var miydi her gece bu sehirde bir insan sevmeyi bilemediginden kendini asardi asklar aglardi aglamak bir mahser kadardi ben var miydim o var miydi sahan olan bu canda leylak bir gunes ve gul ay miydi ben var miydim o var miydi adimiz bir damarda durmadan dogar miydi yesil gozlerim yesil gozlerim oyle durmadan maviye maviye durmadan akar miydi boyle mi bitsin bu oyku bitmeyen inleyen inildeyen bu oyku bitmiyor agliyor dyku agliyor sessiz eriyor eriyor sirrimiz mavi deniz eriyor guller aylar çizgisiz gonul yapraklarinda gonul yapraklainda bilmem bu oyku bu kadar miydi ben var miydim o var miydi soylenmez soylenmez geriye kalan askin dudaklarinda askin dudaklarinda varamam varamam varip bulsaydim onu bu siir beni hiç bu kadar yakar miydi ah ben var miydim o var miydi unutmak sozcukten olmasin ey sevgili acilir evrenin yuce kitabi zamanin arkalari gorunmez bir seste gurunur tanri gul ay ve bahar ve gece hep bana bakar miydi ben var miydim o var miydi ben var miydim o var miydi elektirikSenden elektrik aLamıyorum. Senden elektrik aLamıyorum. Senden elektrik aLamıyorum. Senden elektrik aLamıyorum. -senden elektrik alamiyorum -ben pil degilim! -senden elektrik alamiyorum kamil -yok oyle bele$e! -senden elektrik alamıyorum ilhan -başka birsey vereyim? -senden elektrik alamiyorum -kac gundur ugrasiyoruz burda, fisi prize bi taktirmadinki yavrum - senden elektrik alamıyorum... - çok zorlama, carpılacaksın... -senden elektrik alamiyorum -bi saniye izin ver? ben simdi duygularimi yogunlastirma karari aldim sen de elektrigin kralini alacaksin. -senden elektrik alamıyorum? -nasıl vermemi istersin? - senden elektrik alamiyorum - bir de surtunmeyi denesen? statik.. belki? -senden elektrik alamiyorum -sana kablo takmaya niyetim yok da ondan... -ay ben senden elektrik alamyyorum ayhan. -yüksek gerilim hattımıyım lan ben!! -ay ne bagırıyorsun beee.. -carparım -senden elektrik alamiyorum. -kontrol kalemi soktun mu? -senden elektrik alamıyorum tamer. -önemli olan voltaj degil akımdır... - senden elektrik alamiyorum kaan. - kimden alabildin ki |
|
|